.......

bütün bunların içinde

nedendir anlayamadığım

düşüncelerimin dağınıklığı

karışıklığım,

ve hep yarım kalmışlığım…

.

Kuralına göre oyunlarda yokum

Saymayın beni

Oynayabildiğiniz kadar

Ha bir fazla ha bir eksik.

Aşk

21 Haziran 2009

Düşünceler soğuk ve ağrılı geçiyor
Ense kökümden sırtıma zıpkın gibi
Rükuda sürekli
Animasyon sahneleri doğrultuyor belimi
İç çekişlerim kalıyor yerinde

Farkımı sorguluyorum
Bacağı kesik insanlardan
Cüzzam sarmış bedenlerden
Seni sevmiş kadınlardan
Başındayım işin daha

Aşk her yerde, ortalık malı
Ölçüsüz adımlarla
Adamlarla, kadınlarla
Yüce öldü.
Nemli, yosun kokulu karanlık ormanlara gömü.

Hepimiz şehirliyiz
Asfaltlar batmıyor topuğa
Kayıp gidiyor ayaklar.
Gömüler romantik efsane.

Haylaz

20 Haziran 2009

Olmadı çocuk
Bu kadar haylazlık
Bezdirdin hayatı

İtiraz yok
Öndesin iki adım
Her şey yerli yerinde; endam, kaş göz
Çok sevdin çok sevildin belki,
bilmem kaç kere
Kim yanında kim gayrı
Söyle

Bendeki de can be çocuk
Uslan artık

18 Haziran 2009

images.jpg

elin elimde olsun
kapı kapı dilenek

anonim

Hangi yalnızlık bu?

15 Haziran 2009

“Hangi yalnızlık bu? Aşıboyalı evleri,
Küf rengi kedisiyle geçmişe dönük, bungun.
Çürük bir iple avluya açılırdı kapı,
Ot bürümüş taşlıktı, yüz değmemiş çarşaftı,
Hüzünle mavi oyalı ve cılız ışığı
Kandilin, kap kacak, haylazlığı kurumamış
Sabunların.
Hangi yalnızlık bu? Bir tas şerbet
Gibi, saz benizli kızların sunduğu akşam!”

T.kantürk

Eve Gidiyorum

09 Haziran 2009

gorusuruz.jpggorusuruz.jpggorusuruz.jpg

Gerçekleri yazamıyorum diyordum dün. Ne zaman karşıma çıksa yolumu değiştiriyordum. Bugünse bir cümle tüm gerçeği suratımın ortasına çakıverdi. Masumdu cümle oysa, sahibinin hüznünü taşıyordu biraz.
Bir cümle ki, üzerime kapanan tüm evlerin kundakçısı yaptı beni. Bilinmez yollara koydu, hafif sandığım rüzgârı yıktı üzerime, ağırmış, ezildim dağıldı saçlarım. Devamını oku »

Yusuf/Şikayet

30 Nisan 2009

Karışık ayaklar kafalardan çok
Pembe parlak etlerin sınırı çizilmiyor
Kaç göz değiyor, kaç nefes kesiliyor
Mühim olan; olmayan.
Yanık kokular etek uçlarından
Merhametsiz

Suyu çekilmiş portakal kabuğu hafsala
Susuzluktan kuduz, buruştukça buruşuyor
Açılıyor alan
Sıkıştım köşeye
Üstelik mayhoş bir tatla
Kan yerine sirke
Şikayet var,
Yusuf’tan.

İroni Yok

08 Nisan 2009

bulanik.JPG

 

burası için mi sızlandın o kadar

yeşil beyaz bir kapsüle sıkışmış

kof bir bilincin içinde kıvranmak

seni biçen

kimilerine göre doğuran

“daha iyi” “daha iyi” tezahüratları arasında

serotonin palavrasına bulanarak

inanarak hatta

iyi kulaç atardın sen

su, çamur

çamur tercihindi

hız alan yerlerinde izleri kalırdı en azından

biliyordun diyorum

ikinci tekil şahıs yapıyorum cümlelerin öznelerini

çukura düşmek, yalpa yalpa yürümek

kendime “sarı beniz” yakıştırması yapabilmek

temize çekmek ya da yeniden başlamak için

belki dilenmek iyi şeyleri

 

yazık olsun

katil olma korkusu sinen içimi

olmadık şeylere inandıran

bulanıklığa.

 

düşünceler ağırlık yapmıyor

bu hafiflik

midemi bulandırıyor.

ironi yok.

Sanrı XXXII-Kaçıyorum

07 Şubat 2009

Kuyunun başındayım işte

Tutunduğum otlar engel düşmeme

Düşme ardıma, çekme beni

Mayalanmış ruhum kabardı, kabaracak

Kötü şeyler olacak

 taşacak kazan dolusu eleğimsağma

Kızıl kıyamet cümbüş

Sorma bana bunun neresi  fena diye

Biliyorsun göz alıcılığını ışığın ve renklerin

Kör edeceğini, keseceğini, deşeceğini

Bile bile çekme beni

Elimde kırbacım

Kısrağım son sürat

Binicilerin ayaklarında üzengiler

Kum dolu tırnakları

Kulvarları boş dönecek atlar

Sırtlarını okşayan yeleleri sırılsıklam

Üzerlerinden geçeceğim, geçeceğim

Ben düşmeyeceğim

Düşmemeliyim.

Caddenin Ortasındaki Adam

17 Aralık 2008

karmasik.jpgKaba dediler
Yontup verdiğim sözler yetmedi belli ki
Gülmek yerinde bir davranış değil, ağlamak da
Şiir okuyan kadın mı daha kadın, yazan mı
Nazlı kızlar kalmadı diyorduk
Hepsi işveli hepsi dünden hazır
Annelikten hiç bahsetmeyelim

Büyük değildi onlar
Belki bakışımız küçüktü
Ne devrimci olduk ne de ebem kuşağı
Tek yapabildiğimiz uzaklara bakmaktı
Bunun bile nedenini sormuyorduk
Önemli oluyorduk o zaman
Bir de sekiz beşe tabiysek kahraman

Teoriler kuracak kadar gelişmemişti beynimiz
Bunu böyle öğretmişlerdi
Neyse ki benim tanığım vardı
Nefesimin buhar yaptığı cam
Oyalanıyordum yahut avutuyordum kendimi
Sonra baltayı taşa vuruyor, budalaca laflar ediyordum
Karşıdan karşıya geçerken,
caddenin ortasına dikilmiş adamın teki
Düelloya çağırıyordu.

isik.jpg Hastalığın tam ortasında
Sağdan soldan esen soğuk rüzgar
Düşürmüyor ateşi
Biri ayakta biri yatakta

Arabaların arkasına ve önüne
Şizofren gözler taktım
Bana ait olmayan düşünceler
Suç mahallinden geçer
Gözlerden düşünce geçer

Eskisi kadar masum görünmüyor
Dünya, güneş ve ay
Kimbilebilir her şeyin sebebini
Aksini söyleyebilirsen
Allah’ın gazabını çağır üzerime
Helak olmayı hak eder şüpheler

Zan ve sayıkladıklarım aynı
Varlığın içindeyim o zaman
Ya Rab! Aidiyeti kurtar
Yusuf’un ellerinden.