Düşüncelerimin sağlamasını bu kadar çabuk yapacağımı tahmin etmemiştim. O kadar ki bildiğimi zannettiğim şeylerin aslında kendimi kandırmaktan öte olmadığını anladım. Bu kötü bir his, her şeye baştan başlamak gibi. Yeniden doğmak.
Belki de kader budur. İnsan düşündüklerine inandığı ölçüde onlara varlık kazandırmakta, görüntüler dünyasına çıkmasına sebep olmaktadır. Öyle olmalı..
Bir günlüğüm…
Hayata bir bebeğin gözleriyle bakacak ve yeniden başlayacağım; bir bebeğin tutunmaya çalıştığı gibi tutunacağım; yemeğim verilmediği zaman öfkelenecek ağlayacağım. Anneme sarılacağım sımsıkı, bir an geç kaldı mı huysuzlanıp canımı sıkacağım. Yeniden öğreneceğim her şeyi. Emekleyeceğim önce, sonra koltuklara tutunup yürümeye çalışacağım, aldırmayacağım düşmelere. Elimden tutanlara kızacağım, her şeyi tek başıma yapmak isteyeceğim. Sobaya dokunacak, ellerimi yakacağım; yanacağım. Zihnime düşen hayal meyal görüntüleri, yürüdüğüm onca yolun yanlışlığını, yanlışlığını bile bile neden yürüdüğümü çocuk yanımla anlamayacağım; büyüyeceğim.
Büyüyorum…
Çocukluğumun cesaretini tutabilsem ceplerimde, büyürken yeniden, düşürmesem yine. Çatık kaşlarımın arkasında sakladığım korkularım olmaz; çocukluğumla severdim o zaman, sebepleri sonuçları düşünmeden. Aşkın aslında çocuk kalmak olduğunu gösterirdim büyüklüğüme. “Şemsiyesiz yağmurlara çıkma cesaretine ne oldu?” sorusunu sormaz; senin başını eğip takındığın şemsiyeleri istemezdim ben de. Çocukluğumuzu kaybettiğimizde aşkı da kaybedeceğimizi söylerdim korkmadan.
Ey hayat! Milad yok, yeniden doğmuşken ve büyürken ben, çocuk cesaretimi alma benden bu sefer…
Şemsiyeler istemiyorum..
Yağmurlar üzerimde, iliklerime kadar..
Fotoğraf: Süleyman Uysal
Yorum yazın