Kendini kendinin bile görmek istemediği oldu mu? Önce aynaları kaldırırsın tek tek, sonra albümleri doluşturan gereksiz fotoğraflara dadanırsın. Güzel çirkin demeden ufalanır ellerinde, belki de sonra duyacağın pişmanlığı umursamadan. Görüntüler dünyasında kendine ait zaman aralığını silmek istersin. Camlar, ışıklar, sular, gölgeler kendini hatırlatan her şeyden kurtulmaya çalışırsın. Gördüğün artık ayak uçlarıdır, gözlerdeki yansımandan kaçışın sığınağı. Susmayı seviyorsan ummadığın kadar kelimeler doldurur ağzını, bir sürü gereksiz arkadaşla gereksiz konular üzerinde saatlerce konuşursun; konuşan sen değilsindir anlarsın. Tuhaf bir şekilde sevinirsin kendin olmadığına. Kendine dönüşünün çok uzak olmadığını bilirsin ama yine de kısacık da olsa bu kurtulmuşluk evirir bakışını hayata. Sen yoksundur. Sevinirsin…
Göründüğün ölçüde yoksundur..
siz bu yazıların hepsini son bikaç ayda mı yazdınız?
bir eserin beğenilmesinin ölçüsü okurun/okuyucunun kendi hayatından bir kesite ayna tutulmuş hissini yaşamasıdır herhalde..
klasiklarin de kalıcı olmasının sebebi de bu olsa gerek…
tebrikler…
süleyman uysal
14 Şubat 2007, 18:46