Yalanın inciten tarafını hissedince neden vurguyla günahlar arasında sayıldığını daha iyi anlıyorum.
son yorumlar
- mehmet adil: “Hüzün hep beni mi acıtacak,
- mehmet adil: can yücel in bu şiiri
- mehmet adil: sıcak, soğuğu fısıldar kulaklarımıza... ve
- sümeyye: "yaşamın bir gün sona erecekmiş
- Kerime Aslı: basit yaşayacaksın basit..
- mehmet adil: ya kalbinin mesafeleri kaldıramayacağı kadar
- Kerime Aslı: bir yol mutlaka vardır çıkışa..
- Bir hayat; mahçup ve duru...: Önce sayha'ya, oradan tarık tufan'a,
- mehmet adil:
- by_z: cıkk. yok yaa.. bu olmamış.
Kategoriler
- ALINTILAR (23)
- AŞK (1)
- CEMÂL (2)
- CİHAN'DAN İZLER (1)
- DENEMELER (7)
- DUA (2)
- FİKİR (1)
- GÜNLÜK YAZILAR (1)
- KAYIP ZAMAN (25)
- KISALAR (2)
- MEKTUPLAR (1)
- NEYSELİK (5)
- SAKLILAR (9)
- SANRILAR (26)
- SEÇİLMİŞLER (1)
- ŞİİR (28)
- SÛFÎ (1)
- YUSUF (6)
İnsan hep kendi tarafında. Mantıklı olmayı ilkeli olmaya kurban etmiş görünüyor. İlkeli olmak, kendi dışından duruma bakmayı ve değerlendirmeyi gerektiriyor, taraf olmadan, başkası gibi. Mantık ise Kafka’nın ifadesiyle “içine yuvarlanılan durumla uzlaşmayı sağlayan nesne” dir. İnsan taraf olur ve tercihini peşin olandan yana yapar, mantıklısını yani. Yalanın da mutlaka insanın içine düştüğü durumdan kurtarıcı bir mantık yönü vardır. Yalan söyleniyorsa gerçeğin bilinmesinden daha mantıklıdır, peşinen kurtarır.
sulltan
22 Eylül 2007, 23:35
yalanın cezası soykırımdır.
gerilla
30 Eylül 2007, 01:56
“dal rüzgarı affetsede, kırılmıştı bir kere… ”
…….
kuaybe
08 Ekim 2007, 20:18