Yalanın inciten tarafını hissedince neden vurguyla günahlar arasında sayıldığını daha iyi anlıyorum.
son yorumlar
- eda: Güzel şiir.
- seyfullah: Boşluk tefekkürünü ancak bir matematikçi
- manolya: yazılarınız ve mısralarınız çok içten,
- kaplan: süper deneyın ve tekraar yazın
- Kerime Aslı: Kemal kim
- awara: ben mi okumayı öğrenmeye başladım,
- mehmet adil: “Hüzün hep beni mi acıtacak,
- mehmet adil: can yücel in bu şiiri
- sümeyye: "yaşamın bir gün sona erecekmiş
- Kerime Aslı: basit yaşayacaksın basit..
Sayfalar
Kategoriler
- ALINTILAR (34)
- AŞK (2)
- CEMÂL (3)
- DENEMELER (8)
- DUA (2)
- FİKİR (1)
- GELENLER (1)
- GÜNLÜK YAZILAR (1)
- İŞTE ÖYLE BİR ŞEY (3)
- KAYIP ZAMAN (32)
- KISALAR (4)
- MEKTUPLAR (1)
- NEYSELİK (5)
- Öykü Denemeleri (1)
- SAKLILAR (9)
- SANRILAR (29)
- SANRILAR II (3)
- ŞİİR (39)
- SÛFÎ (1)
- YUSUF (8)
İnsan hep kendi tarafında. Mantıklı olmayı ilkeli olmaya kurban etmiş görünüyor. İlkeli olmak, kendi dışından duruma bakmayı ve değerlendirmeyi gerektiriyor, taraf olmadan, başkası gibi. Mantık ise Kafka’nın ifadesiyle “içine yuvarlanılan durumla uzlaşmayı sağlayan nesne” dir. İnsan taraf olur ve tercihini peşin olandan yana yapar, mantıklısını yani. Yalanın da mutlaka insanın içine düştüğü durumdan kurtarıcı bir mantık yönü vardır. Yalan söyleniyorsa gerçeğin bilinmesinden daha mantıklıdır, peşinen kurtarır.
sulltan
22 Eylül 2007, 23:35
yalanın cezası soykırımdır.
gerilla
30 Eylül 2007, 01:56
“dal rüzgarı affetsede, kırılmıştı bir kere… ”
…….
kuaybe
08 Ekim 2007, 20:18