.......

bütün bunların içinde

nedendir anlayamadığım

düşüncelerimin dağınıklığı

karışıklığım,

ve hep yarım kalmışlığım…

.

Kuralına göre oyunlarda yokum

Saymayın beni

Oynayabildiğiniz kadar

Ha bir fazla ha bir eksik.

2007yılı için Arşiv

Sanrı XIV/Yanılgı

03 Temmuz 2007

(Sona doğru)
Saygıyla eğilecektim
Acının onurlu direnişine
Gömecektim tüm teorileri
Ramak kalmıştı, bir eşik sadece
Ve,
Yüksek yerlere çıkıp nutuklar çekecektim
Hey insanlar!
Aklıbaşındalar!
Buraya bakın! Bakın ve görün!
Heyhat!
Hava aydınlıktı, seziyordum
Tehlikeli suların çağlayanı
Müjdeci
Seni karanlık adamlar getirmedi
Beni biliyorlar mıydı, bilmiyorum
Tutanaklar ve mahkeme kayıtları
Adına yabancı, adıma aşina
Hey! Mübaşir o kim?
Mübaşir: Onu duymadım, görmedim
Ama seni…
Vah bana!
Vah sana!
Sanrıların son kahramanı
Demek hazırsın
Öyleyse karanlığıma hoş geldin.
Bundan böyle
Tüm yeminler
Ahitler
Ve […]

Devamını oku »

Bitkin

03 Temmuz 2007


Ben aslında bir zamandır dünyayı, aşk tarafından kirletilmiş bir yer olarak görüyorum. Aşkın bedenden başka bir yurdu olduğuna inananlar bile, onun ilkin balçıklarında bir haz bırakmasını istiyorlar. Oysa ben aşkın, daha yere mi yoksa göğe mi ait olduğunu anlayamadan mağlup oldum ona. Beatrice’in mihmandarlığında cenneti gezen Dante’yle de, aşkın hallerini yoğurup duran Rüşt’le de […]

Devamını oku »

Hata

28 Haziran 2007

İnsanlık büyük bir hata içinde olmalı.
Toparlanmalı ve bizlere yaşamanın temel gerçekliği olarak öğretilen aşk üzerinde yeniden düşünmeliyiz.
Hayat. Gerçek. Aşk.
Hayatın gerçek yönü aşk mıdır sahi?
İnsana sunulan oyunların en vazgeçilmezi mi?
Böylece insan aşkın hakikat olduğu yanılsamasına düşüyor ve oyalanıp duruyor mu yoksa?
İnsan nerede hata yapıyor?
* Mütalaa aklı başında her karşılığa açıktır.

Devamını oku »

25 Haziran 2007

SESLER VE KELİMELER TÜKENDİ.
KAPALIYIZ.

Devamını oku »

KÂF

24 Haziran 2007

“O çok şerefli Kur’an’a and olsun!”
Âyetiyle başlayan Kâf Sûresinin Türkçe meâlini ilk okuduğumda duyduğum heyecan halini kelimeleştirebilmem güç. Tarihi arka planı olmayan bu büyük sûre, tüm zamanları kuşatan kozmik oyunun insana ve mefistoya biçtiği rolleri ve onların kıyamet gününe değin kullanacakları ortak düşünce kalıplarını kendilerini bekleyen sonla birlikte anlatan genel bir kader sûresi adeta. Her […]

Devamını oku »

Yazılan

19 Haziran 2007

Merhaba
İnsanların nedenleri ve niçinleri vardır. Bazen kelimelerle anlatılamayacak kadar tanımsızdır bütün bunlar. Tanımlamanın gereği de yoktur. Kendi olmak kendinde olmak içsel buluşmanın bir tarafında sorgulayan, diğer tarafında cevap veren bedenler bulundurmak her ferde ait bir nitelik olmasa gerek. Kavgalardan çıkmış olanların diğer buhranlar karşısında takınacakları tavırlar hesapsız askerlerden farklı olmalıdır. Farklı olduğu içindir ki en […]

Devamını oku »

Sanrı XII/Şahit

18 Haziran 2007

İyi değilim
İnsanlar acımasın diye
saklamak işten bile değil
Kimden çekinesi
Kırılacak cam kalmadı
Çıplak ellerle toplamak var sırada
Ay tozuna yansıyan kırmızılık kanımdadır.
Kanayan yara sezgili
Ritmi bir sözün olmasına ya da olmamasına bağlı
Gözden kaçan bir imaya
Ve bedenin boşlukla oynaşması
Aşağı yukarı aşağı yukarı
Çekingenlik göstermeyecek biliyorum
İpi çekmekte
Ben de ellerine sarılmayacağım
Yapma diye
İyi iş çıkacak
Memnun olacak herkes
Sırtımda taşıyacağım ellerin izlerini
Şahit.

Devamını oku »

“AŞK RUHLARIN ÇEŞİTLİ YARATIKLAR ARASINDA BÖLÜNMÜŞ PARÇALARININ BİRLEŞMESİDİR.”
Aşk ruhların asıl kendi alemlerinde birleşmesidir. Hepimiz biliyoruz ki bu fani alemde ruh bir takım örtülerle kaplı, ârazlarla sarılmış ve yeryüzüne ait doğal içgüdülerle kuşatılmıştır. Bütün bunlar ruhun pek çok niteliğini gizler ve yukarıda sözü edilen zor birliği sağlamaya engel olurlar. Bu düşüncenin gerçekleşmesini, ruhun oraya uygun ve […]

Devamını oku »

Duru

11 Haziran 2007

“HERŞEY ENİNDE SONUNDA SESSİZDİR. BİR GÜNÜN KIRILGANLIĞINDAN KALAN, TEKRAR TEKRAR KIRILAN MÜTEELLİM BİR İNSAN SESİNİN BAŞLATTIĞI AĞLAMANIN KIRI SESSİZDİR.” İlhami Çiçek
konuşmak zor
kendi sesinin yankısını duymak
bir defa iki defa
sonra içinden konuşmaya alışmak
unutarak sesleri
korkuyla kapaklanmış, tenhaya sığınmış
ortalık yerde söylenemeyecek
kaçamak saydıklarım
dudağımın kıpırtısından okunur
zikre bedel, sevaba mazhar
kelimeler parmak uçlarımı sızlattığında
tıkırtılar duyulur
mürekkep sıcağının yerine
duru sözcükler olsun isterim
susmanın asaleti
ve kadın […]

Devamını oku »

Aşık

10 Haziran 2007

Farkında olmadan vermiş görünmek…
Aşık kör değildir, aşıktır. Her şeyin farkındadır. Kuklacısına ait olduğunu, Donkişot’un saflığını yüklendiğini, şövalye olmadığını, kılıcının tahta olduğunu bilir, bilmez görünür, aşıktır. Karşısındakini küçültmemek için benimsenen roldür aşık için. Verir verir… Umut için.
Aşıktır, artık her şeyiyle başkasına ait, sürekli vermeye hazır. Sahibi başkasıdır.
Devrinin geçtiğini, masalların kitaplardan bile kovulduğunu bilir de prenses düşüne […]

Devamını oku »