2008yılı için Arşiv

Caddenin Ortasındaki Adam

17 Aralık 2008

Kaba dediler Yontup verdiğim sözler yetmedi belli ki Gülmek yerinde bir davranış değil, ağlamak da Şiir okuyan kadın mı daha kadın, yazan mı Nazlı kızlar kalmadı diyorduk Hepsi işveli hepsi dünden hazır Annelikten hiç bahsetmeyelim Büyük değildi onlar Belki bakışımız küçüktü Ne devrimci olduk ne de ebem kuşağı Tek yapabildiğimiz uzaklara bakmaktı Bunun bile nedenini [...]

Devamını oku »

Hastalığın tam ortasında Sağdan soldan esen soğuk rüzgar Düşürmüyor ateşi Biri ayakta biri yatakta Arabaların arkasına ve önüne Şizofren gözler taktım Bana ait olmayan düşünceler Suç mahallinden geçer Gözlerden düşünce geçer Eskisi kadar masum görünmüyor Dünya, güneş ve ay Kimbilebilir her şeyin sebebini Aksini söyleyebilirsen Allah’ın gazabını çağır üzerime Helak olmayı hak eder şüpheler Zan [...]

Devamını oku »

İNSAN YANLARIMA (S)ÖVGÜ

10 Aralık 2008

Çok yollar yürüdüğümü, çok sancılar yaşadığımı zannettim. “Böyle acılar kimse tarafından yaşanmamıştır” düşüncesi beynimi kemirdi durdu, çok günahkâr olmalıydım. Yanıldığımı ruhumda tamir edilemez hasarlara sebep olduktan sonra anladım. Yaşadıklarım sadece başlangıç noktasıymış, yol yeni başlıyormuş. Acının eşiği yokmuş, her alışkanlık daha ağırını sırtında getiriyormuş. Herkes kendi hikayesini yaşıyormuş.

Devamını oku »

Gayret Et Güzelim

02 Aralık 2008

Gitmem gerek bu şehirden Bir rüya oldun sevdamın gergefinde Neden çocuklar beni gösteriyor Yağmur yağsa güneşin yerine

Devamını oku »

Basit Yaşayacaksın

16 Kasım 2008

Basit yaşayacaksın. Mesela susayınca su içecek kadar basit. Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında. Tek düğmesi olacak elindeki cihazın; tek bir düğme, tek bir cümle gibi; sevince lafı dolandırmadan söylediğin “seni seviyorum” gibi. Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu. El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın; hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın. [...]

Devamını oku »

Mücrim

14 Kasım 2008

Sessizliğin cömertliği bağış değil Mücrimliğin kefareti Kuyuyu derinleştiriyor ölümsüzlüğün sesleri Her sesten daha canlı duyuluyor Kaçma fikri eskidi kafe köşelerinde Oysa biz bilmiyorduk akşam ezanından sonra karanlığın Ne kadar daha karardığını Belki de başarabilirim ölmeyi Günahımdan korkmasam Biz hepimiz zannın çoğuyla aldandık En büyük günahı seni kuyuda sanmakla işledik O yüzden tek başına ölmek yetmiyor [...]

Devamını oku »

Sanrı XXX-Muamma

03 Kasım 2008

Güvelendi levh-i mahfuzum Didik didik edilmiş, muamma bir kalbin sahibiyim En güzel elbiselerimi giyindim Duaya çıkalım, yağmasın yağmur.

Devamını oku »

Belliydi, kaybetmiştin oyunu Yani varını-yoğunu Başın sağolsun Cemâl Katliam var evinde Her gün kaç ceset çıkıyor bu eşikten Hepsi insan soyu mu? Yüce dağlara kaçmak kurtarmayacak Denizle müttefik dümensiz gemiler Yularından boşalan atlar gibi Son sürat varacak eteklere Ve vuracaklar boynuzlarıyla Ortalık kızıl kıyamet Ulu sütunlu saraylar yerine Penceresiz ve alçak tavanlı evler yapıyor insanlar [...]

Devamını oku »

Konuşsana Cemâl Yükselt sesini, bastır gürültüyü Bitsin tantana, sıramız gelsin İdam yok Rahat koltuklar hazırlayacak, Acı çekişimizi izleteceğiz Sonsuza kadar, yeniden ve yeniden Ben ve insanlar

Devamını oku »

Zafer Benim Değil

26 Eylül 2008

Zafer benim değil Havanda dövülerek lapalandı etler Gerdikçe dağılacak Kıyam günleri hatırda Elbise çaput Diz kapakları nasırlı Ayıp değil Baş hala gövdede Ve çene kalkık

Devamını oku »