.......

bütün bunların içinde

nedendir anlayamadığım

düşüncelerimin dağınıklığı

karışıklığım,

ve hep yarım kalmışlığım…

.

Kuralına göre oyunlarda yokum

Saymayın beni

Oynayabildiğiniz kadar

Ha bir fazla ha bir eksik.

2008yılı için Arşiv

Basit Yaşayacaksın

16 Kasım 2008

Basit yaşayacaksın.
Mesela susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi;
sevince lafı dolandırmadan söylediğin
“seni seviyorum” gibi.
Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kağıdın; hep yanında taşıdığın,
atmaya kıyamadığın.

Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;
parmakların olacak en kıymetli çatalın.

“Bilmiyorum” […]

Devamını oku »

Mücrim

14 Kasım 2008

Sessizliğin cömertliği bağış değil
Mücrimliğin kefareti
Kuyuyu derinleştiriyor ölümsüzlüğün sesleri
Her sesten daha canlı duyuluyor
Kaçma fikri eskidi kafe köşelerinde
Oysa biz bilmiyorduk akşam ezanından sonra karanlığın
Ne kadar daha karardığını
Belki de başarabilirim ölmeyi
Günahımdan korkmasam
Biz hepimiz zannın çoğuyla aldandık
En büyük günahı seni kuyuda sanmakla işledik
O yüzden tek başına ölmek yetmiyor
Kolundan tutanları sürüklemek
Onların da göz kapaklarını indirmek bir kurşunla
Kaçınılmaz oluyor.

Devamını oku »

Sanrı XXX-Muamma

03 Kasım 2008

Güvelendi levh-i mahfuzum
Didik didik edilmiş,
muamma bir kalbin sahibiyim
En güzel elbiselerimi giyindim
Duaya çıkalım, yağmasın yağmur.

Devamını oku »

Belliydi, kaybetmiştin oyunu
Yani varını-yoğunu
Başın sağolsun Cemâl
Katliam var evinde
Her gün kaç ceset çıkıyor bu eşikten
Hepsi insan soyu mu?
Yüce dağlara kaçmak kurtarmayacak
Denizle müttefik dümensiz gemiler
Yularından boşalan atlar gibi
Son sürat varacak eteklere
Ve vuracaklar boynuzlarıyla
Ortalık kızıl kıyamet
Ulu sütunlu saraylar yerine
Penceresiz ve alçak tavanlı evler yapıyor insanlar
Boylarını geçmiyor
Kendi elleriyle dikiyorlar taşlarını
Sığınacaklar patlayınca gök
Isırgan otlarıyla çevrili bir kadırga mı kurtaracak seni
Mor […]

Devamını oku »

CEMÂL/Giriş

13 Ekim 2008

Konuşsana Cemâl
Yükselt sesini, bastır gürültüyü
Bitsin tantana, sıramız gelsin
İdam yok
Rahat koltuklar hazırlayacak,
Acı çekişimizi izleteceğiz
Sonsuza kadar, yeniden ve yeniden
Ben ve insanlar

Devamını oku »

Yusuf/Gül

03 Ekim 2008

Omzuma dokundu gül
Kırmızıydı rengi
Mahrem tutmamış ellerim
ve dizlerim titriyordu
Peygamber ağlatan
Geceye karışan kokusu
Başımı efsunluyordu
Hem masum hem tutucu
Gül ve gece

Devamını oku »

Zafer Benim Değil

26 Eylül 2008

Zafer benim değil
Havanda dövülerek lapalandı etler
Gerdikçe dağılacak
Kıyam günleri hatırda
Elbise çaput
Diz kapakları nasırlı
Ayıp değil
Baş hala gövdede
Ve çene kalkık

Devamını oku »

Sanrı XXIX-Virgül

15 Ağustos 2008

Bitti sandım hikaye
Noktayı koyacaktım
Yine virgül, yine tereddüt
Ben yazıyorsam seni
Nasıl ayak diretirsin
Bu başkaldırı niye
Sana en güzel rolleri vermedim mi
En büyük aşkla sevmedim mi yasakken
Köşe bucak aranırken
Çıkmadın mı başın dik ön kapıdan

Devamını oku »

Son Gong

20 Temmuz 2008

Cam parlaklığında zebercet
Şeffaf olduğu kadar ince de
Bir fiske kırılması için kafi geldi
Kırıldı
Sesini duymayayım artık
Sen konuştukça
Şangırtısı geliyor, her an yeniden

Devamını oku »

Sanrı XXVIII-Düğün

18 Temmuz 2008

İnsanlar
Kargacık burgacık
Ayakları büyük
Kınalı ellere kan bulaşmış,
kaburgaların gıcırtısından.
Beyaz tarla gelincik olmuş
Gelin ölmüş at üstünde.
Balatları okuyacak koca adam
Yıkıldın olduğu yerde
Kuruttu ateşin çamurları
Ama nafile
Başın gökte
Bir anıttan öteye geçemedin.

Devamını oku »