2008yılı için Arşiv

Sanrı XXIX-Virgül

15 Ağustos 2008

Bitti sandım hikaye Noktayı koyacaktım Yine virgül, yine tereddüt Ben yazıyorsam seni Nasıl ayak diretirsin Bu başkaldırı niye Sana en güzel rolleri vermedim mi En büyük aşkla sevmedim mi yasakken Köşe bucak aranırken Çıkmadın mı başın dik ön kapıdan

Devamını oku »

Son Gong

20 Temmuz 2008

Cam parlaklığında zebercet Şeffaf olduğu kadar ince de Bir fiske kırılması için kafi geldi Kırıldı Sesini duymayayım artık Sen konuştukça Şangırtısı geliyor, her an yeniden

Devamını oku »

Sanrı XXVIII-Düğün

18 Temmuz 2008

İnsanlar Kargacık burgacık Ayakları büyük Kınalı ellere kan bulaşmış, kaburgaların gıcırtısından. Beyaz tarla gelincik olmuş Gelin ölmüş at üstünde. Balatları okuyacak koca adam Yıkıldın olduğu yerde Kuruttu ateşin çamurları Ama nafile Başın gökte Bir anıttan öteye geçemedin.

Devamını oku »

Durum Kat’i

06 Temmuz 2008

Kimse sırtımı sıvazlamıyor Okuduğum kitapların gözlerinde bile müstehzi bakışlar Ocak tütmüyor Yalnız kaldım, tam manasıyla yalnız Arkamda sana sıkılan kurşun kovanları bırakarak gidiyorum Tetiği ben çekmedim, çekemem de

Devamını oku »

Serenad III

04 Temmuz 2008

Ateşin şeytanları kutsala kaçtı Taş topluyor güzel eller Üç, beş, yedi Meydanı boş bulan koşuyor İnsan, hayvan, nefs Avuçlarını ovuşturuyor Hepsinde arzu ve heves Dış kapıdan geçemedim Elimde iki taş Kaç defa yeltendim Omuzda gülle Biri camını indirmeli Diğeri bahçendeki köpeği

Devamını oku »

Gönlümün Durgun Kızı

29 Haziran 2008

Gönlümün durgun kızı Bak Beşiktaş vapurları öksüz şimdi Beyoğlu ve Cihangir Kalkış öncesi toprağına bastığımız Üsküdar iskelesi Benim ısrarla çay içişim Senin dondurma yiyişin

Devamını oku »

Arabesk

26 Haziran 2008

Sen, öyle ya da böyle tutmuşsun hayatın bir ucundan gümüşünden sırçasından adımların sıklaşmış, yürüyorsun üzerine üzerine akşamın ve gülümsüyorsun uyandığında yarım ağız öyleyse biz yabancıyız işaretleri ezberleyemem o dediğin dilden ise anlaşamayız.

Devamını oku »

Aşk ve Sadakat

23 Haziran 2008

“Aşk sadakati beraberinde taşır. Aşk varsa sadakat de vardır” gibi bir çıkarım yumurta-tavuk ikilemini hatırlatsa da, avuntu ya da kalbin kemirgenlerini hapsetmek için bundan kaçınmak da mümkün değildir. Sevenin gözü başka gözleri görmediğinden, fikri de zikri de aynı olsa gerek. Bir psikyatrist geçmişin efsane aşklarını modern insandan beklemek doğru değildir der. Öyle bir durum olsa [...]

Devamını oku »

Sanrı XXVII- Cümbüş

19 Haziran 2008

Terk edilen şefkatimi Kağnı hızında içimi yarıp geçen acıma bağladım Takılıyor dişleri kaburgalarıma Nasıl da vuruyor sancısı Kan kusturuyor Biliyorum Sürüye sürüye bulduracak manasını Temizleyecek anızdan bedenimi Kırlara taşacak Mücessem Renk, gece, gün, el, kol, bacak… Yavaş yavaş tamamlanacak cümbüş. Şefkat mi ben; ben mi şefkat Ayırt edilmeyecek.

Devamını oku »

Sanrı XXVI Bozgun

18 Haziran 2008

Gittikçe yalnızlaşan Yalnızlaştıkça çirkinleşen bir kalem Görünmeyen bir el itmişti kalabalık Bir çok yalnız bir araya gelince kurtulmazlar Ağır olur kapının sürgüden indirilişi Önden kimse gitmez Birbirine bakışları tek bu andadır Sövmek ve kahretmek Aydınlık denen yalana Köşe bucak Alt alta, üst üste Leş kokusu Kargalar et yemez Oyar gözleri, kursaklarında çürütür tükürürler sol yana [...]

Devamını oku »