CEMÂL/Giriş
13 Ekim 2008Konuşsana Cemâl
Yükselt sesini, bastır gürültüyü
Bitsin tantana, sıramız gelsin
İdam yok
Rahat koltuklar hazırlayacak,
Acı çekişimizi izleteceğiz
Sonsuza kadar, yeniden ve yeniden
Ben ve insanlar
bütün bunların içinde
nedendir anlayamadığım
düşüncelerimin dağınıklığı
karışıklığım,
ve hep yarım kalmışlığım…
.
Kuralına göre oyunlarda yokum
Saymayın beni
Oynayabildiğiniz kadar
Ha bir fazla ha bir eksik.
Konuşsana Cemâl
Yükselt sesini, bastır gürültüyü
Bitsin tantana, sıramız gelsin
İdam yok
Rahat koltuklar hazırlayacak,
Acı çekişimizi izleteceğiz
Sonsuza kadar, yeniden ve yeniden
Ben ve insanlar
Omzuma dokundu gül
Kırmızıydı rengi
Mahrem tutmamış ellerim
ve dizlerim titriyordu
Peygamber ağlatan
Geceye karışan kokusu
Başımı efsunluyordu
Hem masum hem tutucu
Gül ve gece
Zafer benim değil
Havanda dövülerek lapalandı etler
Gerdikçe dağılacak
Kıyam günleri hatırda
Elbise çaput
Diz kapakları nasırlı
Ayıp değil
Baş hala gövdede
Ve çene kalkık
Bitti sandım hikaye
Noktayı koyacaktım
Yine virgül, yine tereddüt
Ben yazıyorsam seni
Nasıl ayak diretirsin
Bu başkaldırı niye
Sana en güzel rolleri vermedim mi
En büyük aşkla sevmedim mi yasakken
Köşe bucak aranırken
Çıkmadın mı başın dik ön kapıdan
Cam parlaklığında zebercet
Şeffaf olduğu kadar ince de
Bir fiske kırılması için kafi geldi
Kırıldı
Sesini duymayayım artık
Sen konuştukça
Şangırtısı geliyor, her an yeniden
İnsanlar
Kargacık burgacık
Ayakları büyük
Kınalı ellere kan bulaşmış,
kaburgaların gıcırtısından.
Beyaz tarla gelincik olmuş
Gelin ölmüş at üstünde.
Balatları okuyacak koca adam
Yıkıldın olduğu yerde
Kuruttu ateşin çamurları
Ama nafile
Başın gökte
Bir anıttan öteye geçemedin.
Kimse sırtımı sıvazlamıyor
Okuduğum kitapların gözlerinde bile müstehzi bakışlar
Ocak tütmüyor
Yalnız kaldım, tam manasıyla yalnız
Arkamda sana sıkılan kurşun kovanları bırakarak gidiyorum
Tetiği ben çekmedim, çekemem de
Ateşin şeytanları kutsala kaçtı
Taş topluyor güzel eller
Üç, beş, yedi
Meydanı boş bulan koşuyor
İnsan, hayvan, nefs
Avuçlarını ovuşturuyor
Hepsinde arzu ve heves
Dış kapıdan geçemedim
Elimde iki taş
Kaç defa yeltendim
Omuzda gülle
Biri camını indirmeli
Diğeri bahçendeki köpeği
Gönlümün durgun kızı
Bak Beşiktaş vapurları öksüz şimdi
Beyoğlu ve Cihangir
Kalkış öncesi toprağına bastığımız
Üsküdar iskelesi
Benim ısrarla çay içişim
Senin dondurma yiyişin
Sen, öyle ya da böyle tutmuşsun hayatın bir ucundan
gümüşünden sırçasından
adımların sıklaşmış, yürüyorsun üzerine üzerine akşamın
ve gülümsüyorsun uyandığında yarım ağız
öyleyse biz yabancıyız
işaretleri ezberleyemem
o dediğin dilden ise anlaşamayız.