Kalbim Unutacağız Onu
20 Aralık 2009Kalbim, unutacağız onu, Bu gece, sen ve ben. Ben ışığı unutayım, Onun sıcaklığını sen. Unuttuğun vakit, söyle bana, Ola ki düşüncem donar. Acele et, oyalanırken sen, Hatırlayabilirim tekrar. Emily Dickinson
Kalbim, unutacağız onu, Bu gece, sen ve ben. Ben ışığı unutayım, Onun sıcaklığını sen. Unuttuğun vakit, söyle bana, Ola ki düşüncem donar. Acele et, oyalanırken sen, Hatırlayabilirim tekrar. Emily Dickinson
“Ben bir başkasıdır, kendini keman olarak duyumsayan oduna yazık.” A. Rimboud’nun bu ifadesi insan ile ben’i arasındaki kaygan ve sürekli yenilenmesi zorunlu ilişkinin olabilecek en şairane söylenişi geliyor bana. Sahiplenilmesi ve bir olmak halinde sabitlenilmesi zor olan ben’in hayat boyu biteviye inşa halinde oluşu, insanın “benliğiyle kendisi arasında kalan ıslak sınırı” kurutamamasını ve Heidegger’in tasnif [...]
Sen bana gülümsedin ve hiçten şeyler konuştun ve bana öyle geldi ki ne zamandır beklediğim buydu. Rabindranath Tagore
Hâr içinde biten gonca güle minnet eylemem Arabî Farisî bilmem, dile minnet eylemem Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi İblisin talim ettiği yola minnet eylemem Bir acaip derde düştüm herkes gider kârına Bugün buldum bugün yerim, Hak kerimdir yarına Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına Rızkımı veren Huda’dır kula minnet eylemem. Oy Nesimi, can Nesimi ol [...]
Bilirsin ki burda değilim artık Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! … Gelir benim yüreğimde toplanır, Dağların üstünden sıyrılan duman. Bir yanım mosmordur, bir yanım beyaz, Bir yanım karakış, bir yanım ilk yaz. Can evime bakışların saplanır; -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! …
“Hangi yalnızlık bu? Aşıboyalı evleri, Küf rengi kedisiyle geçmişe dönük, bungun. Çürük bir iple avluya açılırdı kapı, Ot bürümüş taşlıktı, yüz değmemiş çarşaftı, Hüzünle mavi oyalı ve cılız ışığı Kandilin, kap kacak, haylazlığı kurumamış Sabunların. Hangi yalnızlık bu? Bir tas şerbet Gibi, saz benizli kızların sunduğu akşam!” T.kantürk
Gitmem gerek bu şehirden Bir rüya oldun sevdamın gergefinde Neden çocuklar beni gösteriyor Yağmur yağsa güneşin yerine
Basit yaşayacaksın. Mesela susayınca su içecek kadar basit. Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında. Tek düğmesi olacak elindeki cihazın; tek bir düğme, tek bir cümle gibi; sevince lafı dolandırmadan söylediğin “seni seviyorum” gibi. Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu. El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın; hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın. [...]
k karadır beniz vapurları görmedim bile asırlık çınarların yanından kim geçmiş kim taylarını eğlemiş kim inzivada kim kahkaha zerk etmiş bihaberim.
Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını yerimi yadırgadım yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka çılgının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı durmadan bir beyaz aygırla taşardım derin göllerden bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara güneşin zekâsıyla doymak isterdim kaba solgun kâğıtlar sunardı şehrin insanı bana