Zafer Benim Değil
26 Eylül 2008Zafer benim değil
Havanda dövülerek lapalandı etler
Gerdikçe dağılacak
Kıyam günleri hatırda
Elbise çaput
Diz kapakları nasırlı
Ayıp değil
Baş hala gövdede
Ve çene kalkık
bütün bunların içinde
nedendir anlayamadığım
düşüncelerimin dağınıklığı
karışıklığım,
ve hep yarım kalmışlığım…
.
Kuralına göre oyunlarda yokum
Saymayın beni
Oynayabildiğiniz kadar
Ha bir fazla ha bir eksik.
Zafer benim değil
Havanda dövülerek lapalandı etler
Gerdikçe dağılacak
Kıyam günleri hatırda
Elbise çaput
Diz kapakları nasırlı
Ayıp değil
Baş hala gövdede
Ve çene kalkık
Cam parlaklığında zebercet
Şeffaf olduğu kadar ince de
Bir fiske kırılması için kafi geldi
Kırıldı
Sesini duymayayım artık
Sen konuştukça
Şangırtısı geliyor, her an yeniden
Zan değil bülbülün ağlayışı
Ellerinde uzun kargılarla dolaşan korucular
Gülün nazına göz dikenler
Bin vurur
Susmaz ağıt
Gelen var
Ya kara bir yüzle geçecek
Ya da kül rengi perçemi düşecek alnına
Yarım ağız bir tebessüm
Dur şimdi
Baştan başlayalım
Anlamaya mecal gerek
Ben kaç defa gerdim bu gergefi
Kaç defa işledim
Koynunda saklamak sana
Anladım,
Vur şimdi.
Kadın ayağı
İzlerin topuklarından belli
Belli ki basmamış yere,
Acıtmamış sırtını kumların
Zarif ve silik
Rüzgara teslim olmadan
Buradan gidelim, izler buradan
Zarif ve silik.
Bedevi kaybetti sezgisini
Yol sensin, yolcu sensin, yoldaş sensin
Gör keskinliğini mızrağın
Tonguçların sesine kulak ver
Uydur adımlarını aruza
Bulması kolay bilmesi kolay.
İncelen bilekten sarkan halhal
Rakkase
Zafere seza ritmiyle
Çiziyor encamını derinden
Ele verecek
Vehminde kurtuluş.
Bir sese sessizliktir, bir de akşamlar
Seni yaşamanın kefareti
Bile bile çekilir,
bilene bilene çekilir
Ağırlaşarak yinelenir recm yanaklarımda
Islak ve soğuk, ıslak ve sıcak
Razı olmaz gece,
yüzünden ağıt düşer
Yaslanır
Son taneye varan da
Ağaran tana dayanır beden
Yaslanır diriliğim
Yaşlanır.
[Gök Ekin]
Bir sonbaharda
düştüm.
Bir sonbahardı
düştüm.
Ağladım.
Yıkıma gebe gece
Sabahı getirecek zorla
Erken ve acıyla gelecek aydınlık
Dur hele
Al yazmamı alayım o vakit
Gözlerimi bulayayım sürmelere
Yanaklarıma kara insin
Ağlayışıma işaret
Vakitsiz kırıldı kapı, düştü saat
Haber salamadım
Şimdi sana düşen
Ölüm sandığın bilinmeze sadakat
Bilmem ki kaç zaman
Kurşun ağrısına benzeyen cesaret yakışacak omuzlarına.
[Gökekin]
Şehrin gözleri kör
Ve insanların
Kargalar göz döküyor eşelenmiş toprağa
Çocuk gözleri
Kadın gözleri
Zarif insan gözleri
Sonbaharın yüzü kışa dönüyor erkence
Nadas için uygun bir mevsim olmayacak
Daha derin kazmalı
Erişsin bahara ve göversin
Karılmasın
yaşıyorum
biraz baş dönmesi gibi
biraz şimşek çakması
geçeceğini bildiğin
oturuyorum kaldırıma, daha çok aykırı yerlere
biraz ağlar gibiyim, düşmüş müyüm
okşar sırtımı taşlar
yıldızları bekliyorum
kuşları dinliyorum
ben gök gürültüsünü daha çok seviyorum
GÖZ GÖMLEĞİYLE SAKİN.
SESE VE SÖZE MÜHÜR.
KALEME VEDA
İNİYOR PERDE
HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA.