'KAYIP ZAMAN' Kategorisi için Arşiv

Kayıp

27 Şubat 2008

 
Kadın ayağı
İzlerin topuklarından belli
Belli ki basmamış yere,
Acıtmamış sırtını kumların
Zarif ve silik
Rüzgara teslim olmadan
Buradan gidelim, izler buradan
Zarif ve silik.
 
Bedevi kaybetti sezgisini
Yol sensin, yolcu sensin, yoldaş sensin
Gör keskinliğini mızrağın
Tonguçların sesine kulak ver
Uydur adımlarını aruza
Bulması kolay bilmesi kolay.
 
İncelen bilekten sarkan halhal
Rakkase
Zafere seza ritmiyle
Çiziyor encamını derinden
Ele verecek
Vehminde kurtuluş.

Devamını oku »

Kefaret

19 Aralık 2007

Bir sese sessizliktir, bir de akşamlar
Seni yaşamanın kefareti
Bile bile çekilir,
bilene bilene çekilir
Ağırlaşarak yinelenir recm yanaklarımda
Islak ve soğuk, ıslak ve sıcak
Razı olmaz gece,
yüzünden ağıt düşer
Yaslanır
Son taneye varan da
Ağaran tana dayanır beden
Yaslanır diriliğim
Yaşlanır.
[Gök Ekin]

Devamını oku »

Düş

09 Aralık 2007

Bir sonbaharda
düştüm.
Bir sonbahardı
düştüm.
Ağladım.

Devamını oku »

Ölüm Sandığın

20 Kasım 2007

Yıkıma gebe gece
Sabahı getirecek zorla
Erken ve acıyla gelecek aydınlık
Dur hele
Al yazmamı alayım o vakit
Gözlerimi bulayayım sürmelere
Yanaklarıma kara insin
Ağlayışıma işaret
Vakitsiz kırıldı kapı, düştü saat
Haber salamadım
Şimdi sana düşen
Ölüm sandığın bilinmeze sadakat
Bilmem ki kaç zaman
Kurşun ağrısına benzeyen cesaret yakışacak omuzlarına.
[Gökekin]

Devamını oku »

Kör

24 Eylül 2007

Şehrin gözleri kör
Ve insanların
Kargalar göz döküyor eşelenmiş toprağa
Çocuk gözleri
Kadın gözleri
Zarif insan gözleri
Sonbaharın yüzü kışa dönüyor erkence
Nadas için uygun bir mevsim olmayacak
Daha derin kazmalı
Erişsin bahara ve göversin
Karılmasın

Devamını oku »

Biraz Baş Dönmesi Gibi

17 Eylül 2007

yaşıyorum
biraz baş dönmesi gibi
biraz şimşek çakması
geçeceğini bildiğin
oturuyorum kaldırıma, daha çok aykırı yerlere
biraz ağlar gibiyim, düşmüş müyüm
okşar sırtımı taşlar
yıldızları bekliyorum
kuşları dinliyorum
ben gök gürültüsünü daha çok seviyorum

Devamını oku »

Mühür

12 Eylül 2007

GÖZ GÖMLEĞİYLE SAKİN.
SESE VE SÖZE MÜHÜR.
KALEME VEDA
İNİYOR PERDE
HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA.

Devamını oku »

“Düşün/dün”

08 Eylül 2007

Son dakika
Herkes ayakta
Nümayiş ve çiçekler
Kimine beyaz
Kimine kara
Güleç yüzlü insanlar
Gök görüyor onları, karaya vuruyor mavi
Dövüyor kıyıları
Ya da bana öyle geliyor
Uzaklığın armağanı
Masada
Karıncalanmış parmaklar arasında
İçini boşaltıyor kalem
Mürekkeb bulaşmış kağıt
kirli, sırtı acıyor
bir de katlı kağıtlardan
aynı hayatlar biçen bir makasın iştihası
Kör olası
Kaç tarafı var hayatın
Bir defa kesilen kesilir mi yeniden
Akşam
Arka oda
Sabaha az var
Kül tablası, is ve kumanda.
Gün doğacak ve göze […]

Devamını oku »

Kadın Şiiri

06 Eylül 2007

Bilselerdi;
ağlayan bir kadını sarmak
nasıl yakışır bir erkeğe
omzuna yaslayarak
elleriyle taramak saçlarını,
ve duymak sıcağını tenha kalanın
ağlatıp sararlardı.
Şimdi yoksun ya devrilir hep sütunlar
Dayanacak ince bir dal bulamam
Saçlarıma sam değer, kırılır dalgaları
Cepleri delinir cepkenlerin
Ellerim boşluğa düşer
Tenhaya gücüm yetmez
Ağlamaktan korkarım.
Hoyratça gelebilseydin eğer
Ağlayasım olurdu
Kadifeye koyduğum
başımı kaldırmazdım.

Devamını oku »

Söylenti

25 Ağustos 2007

Konuşan kim
Bahane günü kurtarmak
Cesareti vardıysa uzaktan bakmasındı
Hele bir dokunsaydı
Hele bir görseydi
Hele bir görselerdi
Parmaklarımın yazılanın kıvrımlarına değen kısımlarını
Gidecek sebep kalmayacaktı.
Gidecek yer.
Korkak mıyım, öyle mi diyorlar
Dilimin ucuna gelenleri salmak için beklemek,
korkaklık değildir, kara çalmak saçlarıma.
Dilimin ucuna gelenleri salmak için beklemek,
kuduz dişleriyle getirecek ölümü kollamaktır.
Yatağı diken, yıldızları ateş yapan,
başını yastıklara koydurmayan bekleyiş
korkaklık değildir.
Ahenksiz birkaç söylenti dolaşıyorsa sınır boyunda
nöbeti […]

Devamını oku »