.......

bütün bunların içinde

nedendir anlayamadığım

düşüncelerimin dağınıklığı

karışıklığım,

ve hep yarım kalmışlığım…

.

Kuralına göre oyunlarda yokum

Saymayın beni

Oynayabildiğiniz kadar

Ha bir fazla ha bir eksik.

'KAYIP ZAMAN' Kategorisi için Arşiv

“Düşün/dün”

08 Eylül 2007

Son dakika
Herkes ayakta
Nümayiş ve çiçekler
Kimine beyaz
Kimine kara
Güleç yüzlü insanlar
Gök görüyor onları, karaya vuruyor mavi
Dövüyor kıyıları
Ya da bana öyle geliyor
Uzaklığın armağanı
Masada
Karıncalanmış parmaklar arasında
İçini boşaltıyor kalem
Mürekkeb bulaşmış kağıt
kirli, sırtı acıyor
bir de katlı kağıtlardan
aynı hayatlar biçen bir makasın iştihası
Kör olası
Kaç tarafı var hayatın
Bir defa kesilen kesilir mi yeniden
Akşam
Arka oda
Sabaha az var
Kül tablası, is ve kumanda.
Gün doğacak ve göze […]

Devamını oku »

Kadın Şiiri

06 Eylül 2007

Bilselerdi;
ağlayan bir kadını sarmak
nasıl yakışır bir erkeğe
omzuna yaslayarak
elleriyle taramak saçlarını,
ve duymak sıcağını tenha kalanın
ağlatıp sararlardı.
Şimdi yoksun ya devrilir hep sütunlar
Dayanacak ince bir dal bulamam
Saçlarıma sam değer, kırılır dalgaları
Cepleri delinir cepkenlerin
Ellerim boşluğa düşer
Tenhaya gücüm yetmez
Ağlamaktan korkarım.
Hoyratça gelebilseydin eğer
Ağlayasım olurdu
Kadifeye koyduğum
başımı kaldırmazdım.

Devamını oku »

Söylenti

25 Ağustos 2007

Konuşan kim
Bahane günü kurtarmak
Cesareti vardıysa uzaktan bakmasındı
Hele bir dokunsaydı
Hele bir görseydi
Hele bir görselerdi
Parmaklarımın yazılanın kıvrımlarına değen kısımlarını
Gidecek sebep kalmayacaktı.
Gidecek yer.
Korkak mıyım, öyle mi diyorlar
Dilimin ucuna gelenleri salmak için beklemek,
korkaklık değildir, kara çalmak saçlarıma.
Dilimin ucuna gelenleri salmak için beklemek,
kuduz dişleriyle getirecek ölümü kollamaktır.
Yatağı diken, yıldızları ateş yapan,
başını yastıklara koydurmayan bekleyiş
korkaklık değildir.
Ahenksiz birkaç söylenti dolaşıyorsa sınır boyunda
nöbeti […]

Devamını oku »

Hey!

22 Ağustos 2007

 
Bu beni kendi safında tutmanın bir yolu olmalı
Aslını soracak olursan -ki sormamanı yeğlerim-
Tüm olanların farkındayım
Bahçenin, eşiğin ve iç odanın
İkirciklerde dolaşmanı da anlıyorum
Emrine amade olduğun emrinde daima
Ve yanında tüm işbirlikçi soytarılar, dalkavuklar
Hem sahip hem hizmetkâr-ki bunu inkar edersin-
Sorsalar; yaptıkların bilgiye ve aşka dayanır
Aldanışın savunusu
Susuşum seni aldatmasın
Her şeyin farkındayım ve itiraf ediyorum
Bozuk pusulan, kaptanın hücre kaçkını
Karanlık çöktü […]

Devamını oku »

Şüphe

26 Temmuz 2007

Şüphenin gölgesi serinlik vermez
Güneş altında ten dönmüşse bakıra
Hangi söz kandırdı beni
Hangi hırs kabarttı damarlarımı
Yola getiren, yola gelen cevaplar karşısında
Şüphenin gölgesi serinlik vermez
Güneş altında ten dönmüşse bakıra
Madem gel diyen ses senindi
Sureti kaçırmak kimin fikriydi
Ve el değmedik ne kaldı
El değdiren kimdi
İpeklere saplanan tırnaklar kimin
Yusuf kim? Züleyha kim?
Şüphenin gölgesi serinlik vermez
Güneş altında ten dönmüşse bakıra
Yüzüne yansıyan aydınlığın
Musa’nın ayası […]

Devamını oku »

Adsız

22 Nisan 2007

Ne dündür aradığım ne şimdi ne de yarın
Ait değil yaşadığım bildiğiniz bir çağa
Hem kahırdır hem umuttur hem yazık hem merhaba hayata
Renkleri her mevsimin pembe beyaz, mavi ve katranı karanlığın
Bu zaman nöbetleri, bu zaman nöbetleri
Titretiyor ellerimi, hücrelerim darmadağın
Uzuncadır geçirmediğim bu zaman nöbetleri
Alın beni, alın kendimden
Uçurumlar açıyor kollarını iştihayla günaha
Rüzgarın nefesi yakıyor samyeli sıcağıyla
Huzurun perdeleri! Kaldırın örtüleri!
Açın! […]

Devamını oku »

Günahkâr

03 Nisan 2007

Şimdi kim haklı kim haksız
Kim suçlu kim masum
Kim gitmiş kim kalmış
Fark eder mi?
Sana kırgın değilim dersem yalan demiş olurum, o yüzden demeyeceğim zira yalanı hiç sevmedim, ne beyazını ne pembesini, ne siyahını, ne küçüğünü ve büyüğünü asla. Kırgınım. İçimde üstüne çok şey karalanmış ama bir şey denmemiş değersiz, buruşturulup atılabilecek eski bir kağıt parçası hissiyatı, […]

Devamını oku »

Boş Konuşmalar

19 Mart 2007

Avare: Aşk aldatır mı? Dünyalık sevgi ve aşklara sövme mevsimim mi geldi ne… patavatsız küfürler savuruyorum gökyüzüne..
Kendini bilmez kişi: Aşkı küçümseyici ifadeler..istemem yan cebimde kalsınlar…
Avare: Hayır, aşklar yorucu… pis.. usanç.. korkunç.. kötü.. ne bileyim.. öyle işte..
Kendini bilmez kişi: Aslında bunları söylerken insanoğlu beceriksizliğini de ilan etmiş olur, zira hissedebilme özelliğini veren bunun olabileceğini; belki olması […]

Devamını oku »

Harabe

28 Şubat 2007

Soğuk, renksiz, taştan yapma, camları kırık, terkedilmiş bir evin arka odasında… bir masa bir sandalye sert bir yatak.. seslerden, renklerden, gölgelerden, kalabalıklardan, tanrılardan, vazgeçilmez zannedilenlerden, kitaplardan, kalemlerden, kendinden, her şeyden ve herkesten uzak… Bilmeden ve bilinmeden yaşamamak..
Heyhat! Kaçabileceğini mi sanıyorsun, bu türlü yaşayabileceğini?! Biliyorsun değil mi saçmaladığını?!
Anlamalısın uzak sensin, nereye gidersen uzaklığını da götüreceksin…
Aynalar yine […]

Devamını oku »

Geçti Devrim

23 Şubat 2007

Ve güneş, şairin dediği gibi “toplamış eteklerini” gidiyor…
Her şey ne kadar da çabuk değişiyor..
Gün başlıyor bitiyor, başlıyor bitiyor..
Bir ilk var bir de son. Aradakiler nereye gidiyor, yaşananlar hani..
Son geceyi, son rüyayı, son sayfayı, son şiiri, son şarkıyı, son baharı, sonbaharı kaybetmemek için çok uğraştım, yoruldum…yoruldum…
Uyuyorum, uyanıyorum…
Uyumuyorum, uyanmıyorum…
Teslim oldum ve teslim ettim…
Bitti savaş, bir esir suskunluğuna […]

Devamını oku »