'KAYIP ZAMAN' Kategorisi için Arşiv

Söylenti

25 Ağustos 2007

Konuşan kim Bahane günü kurtarmak Cesareti vardıysa uzaktan bakmasındı Hele bir dokunsaydı Hele bir görseydi Hele bir görselerdi Parmaklarımın yazılanın kıvrımlarına değen kısımlarını Gidecek sebep kalmayacaktı. Gidecek yer. Korkak mıyım, öyle mi diyorlar Dilimin ucuna gelenleri salmak için beklemek, korkaklık değildir, kara çalmak saçlarıma. Dilimin ucuna gelenleri salmak için beklemek, kuduz dişleriyle getirecek ölümü kollamaktır. [...]

Devamını oku »

Hey!

22 Ağustos 2007

  Bu beni kendi safında tutmanın bir yolu olmalı Aslını soracak olursan -ki sormamanı yeğlerim- Tüm olanların farkındayım Bahçenin, eşiğin ve iç odanın İkirciklerde dolaşmanı da anlıyorum Emrine amade olduğun emrinde daima Ve yanında tüm işbirlikçi soytarılar, dalkavuklar Hem sahip hem hizmetkâr-ki bunu inkar edersin- Sorsalar; yaptıkların bilgiye ve aşka dayanır Aldanışın savunusu Susuşum seni [...]

Devamını oku »

Şüphe

26 Temmuz 2007

Şüphenin gölgesi serinlik vermez Güneş altında ten dönmüşse bakıra Hangi söz kandırdı beni Hangi hırs kabarttı damarlarımı Yola getiren, yola gelen cevaplar karşısında Şüphenin gölgesi serinlik vermez Güneş altında ten dönmüşse bakıra Madem gel diyen ses senindi Sureti kaçırmak kimin fikriydi Ve el değmedik ne kaldı El değdiren kimdi İpeklere saplanan tırnaklar kimin Yusuf kim? [...]

Devamını oku »

Adsız

22 Nisan 2007

Ne dündür aradığım ne şimdi ne de yarın Ait değil yaşadığım bildiğiniz bir çağa Hem kahırdır hem umuttur hem yazık hem merhaba hayata Renkleri her mevsimin pembe beyaz, mavi ve katranı karanlığın Bu zaman nöbetleri, bu zaman nöbetleri Titretiyor ellerimi, hücrelerim darmadağın Uzuncadır geçirmediğim bu zaman nöbetleri Alın beni, alın kendimden Uçurumlar açıyor kollarını iştihayla [...]

Devamını oku »

Günahkâr

03 Nisan 2007

Şimdi kim haklı kim haksız Kim suçlu kim masum Kim gitmiş kim kalmış Fark eder mi? Sana kırgın değilim dersem yalan demiş olurum, o yüzden demeyeceğim zira yalanı hiç sevmedim, ne beyazını ne pembesini, ne siyahını, ne küçüğünü ve büyüğünü asla. Kırgınım. İçimde üstüne çok şey karalanmış ama bir şey denmemiş değersiz, buruşturulup atılabilecek eski [...]

Devamını oku »

Boş Konuşmalar

19 Mart 2007

Avare: Aşk aldatır mı? Dünyalık sevgi ve aşklara sövme mevsimim mi geldi ne… patavatsız küfürler savuruyorum gökyüzüne.. Kendini bilmez kişi: Aşkı küçümseyici ifadeler..istemem yan cebimde kalsınlar… Avare: Hayır, aşklar yorucu… pis.. usanç.. korkunç.. kötü.. ne bileyim.. öyle işte.. Kendini bilmez kişi: Aslında bunları söylerken insanoğlu beceriksizliğini de ilan etmiş olur, zira hissedebilme özelliğini veren bunun [...]

Devamını oku »

Harabe

28 Şubat 2007

Soğuk, renksiz, taştan yapma, camları kırık, terkedilmiş bir evin arka odasında… bir masa bir sandalye sert bir yatak.. seslerden, renklerden, gölgelerden, kalabalıklardan, tanrılardan, vazgeçilmez zannedilenlerden, kitaplardan, kalemlerden, kendinden, her şeyden ve herkesten uzak… Bilmeden ve bilinmeden yaşamamak.. Heyhat! Kaçabileceğini mi sanıyorsun, bu türlü yaşayabileceğini?! Biliyorsun değil mi saçmaladığını?! Anlamalısın uzak sensin, nereye gidersen uzaklığını da [...]

Devamını oku »

Geçti Devrim

23 Şubat 2007

Ve güneş, şairin dediği gibi “toplamış eteklerini” gidiyor… Her şey ne kadar da çabuk değişiyor.. Gün başlıyor bitiyor, başlıyor bitiyor.. Bir ilk var bir de son. Aradakiler nereye gidiyor, yaşananlar hani.. Son geceyi, son rüyayı, son sayfayı, son şiiri, son şarkıyı, son baharı, sonbaharı kaybetmemek için çok uğraştım, yoruldum…yoruldum… Uyuyorum, uyanıyorum… Uyumuyorum, uyanmıyorum… Teslim oldum [...]

Devamını oku »

…ve kül

17 Şubat 2007

Bazen hiç ummadığın bir anda vazgeçersin her şeyden.. Bırakırsın sıkıca tuttuklarını, dağılır benim dediklerin, cildi kopmuş defter yaprakları gibi.. Sonra buruşturup sayfaları tek tek, çakarsın kibriti… Bir kibritin biriktirdiğim dediğin hayatı nasıl yaktığına şaşarsın. Bir an kurtarmaya çalışırsın, artık geç çok kalmışsındır. Oturup karşısına sahillerin, martıların, gülüşünün, dokunuşunun, saçlarının, gözlerinin ve sevgilinin yanışını izlersin. Alevlerin [...]

Devamını oku »

Yok

13 Şubat 2007

Kendini kendinin bile görmek istemediği oldu mu? Önce aynaları kaldırırsın tek tek, sonra albümleri doluşturan gereksiz fotoğraflara dadanırsın. Güzel çirkin demeden ufalanır ellerinde, belki de sonra duyacağın pişmanlığı umursamadan. Görüntüler dünyasında kendine ait zaman aralığını silmek istersin. Camlar, ışıklar, sular, gölgeler kendini hatırlatan her şeyden kurtulmaya çalışırsın. Gördüğün artık ayak uçlarıdır, gözlerdeki yansımandan kaçışın sığınağı. [...]

Devamını oku »