Haylaz
20 Haziran 2009Olmadı çocuk Bu kadar haylazlık Bezdirdin hayatı İtiraz yok Öndesin iki adım Her şey yerli yerinde; endam, kaş göz Çok sevdin çok sevildin belki, bilmem kaç kere Kim yanında kim gayrı Söyle Bendeki de can be çocuk Uslan artık
Olmadı çocuk Bu kadar haylazlık Bezdirdin hayatı İtiraz yok Öndesin iki adım Her şey yerli yerinde; endam, kaş göz Çok sevdin çok sevildin belki, bilmem kaç kere Kim yanında kim gayrı Söyle Bendeki de can be çocuk Uslan artık
Kaba dediler Yontup verdiğim sözler yetmedi belli ki Gülmek yerinde bir davranış değil, ağlamak da Şiir okuyan kadın mı daha kadın, yazan mı Nazlı kızlar kalmadı diyorduk Hepsi işveli hepsi dünden hazır Annelikten hiç bahsetmeyelim Büyük değildi onlar Belki bakışımız küçüktü Ne devrimci olduk ne de ebem kuşağı Tek yapabildiğimiz uzaklara bakmaktı Bunun bile nedenini [...]
Sessizliğin cömertliği bağış değil Mücrimliğin kefareti Kuyuyu derinleştiriyor ölümsüzlüğün sesleri Her sesten daha canlı duyuluyor Kaçma fikri eskidi kafe köşelerinde Oysa biz bilmiyorduk akşam ezanından sonra karanlığın Ne kadar daha karardığını Belki de başarabilirim ölmeyi Günahımdan korkmasam Biz hepimiz zannın çoğuyla aldandık En büyük günahı seni kuyuda sanmakla işledik O yüzden tek başına ölmek yetmiyor [...]
Kimse sırtımı sıvazlamıyor Okuduğum kitapların gözlerinde bile müstehzi bakışlar Ocak tütmüyor Yalnız kaldım, tam manasıyla yalnız Arkamda sana sıkılan kurşun kovanları bırakarak gidiyorum Tetiği ben çekmedim, çekemem de
Gönlümün durgun kızı Bak Beşiktaş vapurları öksüz şimdi Beyoğlu ve Cihangir Kalkış öncesi toprağına bastığımız Üsküdar iskelesi Benim ısrarla çay içişim Senin dondurma yiyişin
Sen, öyle ya da böyle tutmuşsun hayatın bir ucundan gümüşünden sırçasından adımların sıklaşmış, yürüyorsun üzerine üzerine akşamın ve gülümsüyorsun uyandığında yarım ağız öyleyse biz yabancıyız işaretleri ezberleyemem o dediğin dilden ise anlaşamayız.
Perdeler açılıyor kendiliğinden Yüzüme vuruyor güneş Şaşası dolduruyor odamı varlığının Günaydını hak ediyor herkes Başlıyor meydanlarda mutantan yaz şenlikleri Kalem iştahla değiyor kağıda Söz dönüp dolaşıp sana geliyor Sahil suları oluyorsun Martı çağıran, tekne avutan Ayaklarım sularına batıyor Hafif bir dalga
Akşam, saat yedi Eminönü Şehir hatları vapuru iskeleye atıyor demirini Yokluğunun ezberini bozduran düdüğü ile Her gün geçtiğim yollar Ortasında seni bulduğum bu geçit Yollarımızı ayıran sokak satıcıları Yer sergileri
“HERŞEY ENİNDE SONUNDA SESSİZDİR. BİR GÜNÜN KIRILGANLIĞINDAN KALAN, TEKRAR TEKRAR KIRILAN MÜTEELLİM BİR İNSAN SESİNİN BAŞLATTIĞI AĞLAMANIN KIRI SESSİZDİR.” İlhami Çiçek konuşmak zor kendi sesinin yankısını duymak bir defa iki defa sonra içinden konuşmaya alışmak unutarak sesleri korkuyla kapaklanmış, tenhaya sığınmış ortalık yerde söylenemeyecek kaçamak saydıklarım dudağımın kıpırtısından okunur zikre bedel, sevaba mazhar kelimeler parmak [...]
Belalı bir his bu Pasak dolu marazî, Batağı tüm rezilliğin Sesindeki soğukluk Kelimelerin kansız Ben Promete Tüm tanrılara kafa tutumuşum Ciğerlerim parçalanıyor her gün yeniden Yasaklara baş kaldırmışım İsyan yaftasıyla kelepçelenmişim dağlara Dimdik durmuşum, korkmamışım Aldırmamışım, yok maskelerim Haykırıyorum bir kere daha sen de duy! Yakıyorum yasaklarınızı bir bir! İşte 25. parşömen kısım 2 altın [...]