Yusuf/Gül
03 Ekim 2008Omzuma dokundu gül
Kırmızıydı rengi
Mahrem tutmamış ellerim
ve dizlerim titriyordu
Peygamber ağlatan
Geceye karışan kokusu
Başımı efsunluyordu
Hem masum hem tutucu
Gül ve gece
bütün bunların içinde
nedendir anlayamadığım
düşüncelerimin dağınıklığı
karışıklığım,
ve hep yarım kalmışlığım…
.
Kuralına göre oyunlarda yokum
Saymayın beni
Oynayabildiğiniz kadar
Ha bir fazla ha bir eksik.
Omzuma dokundu gül
Kırmızıydı rengi
Mahrem tutmamış ellerim
ve dizlerim titriyordu
Peygamber ağlatan
Geceye karışan kokusu
Başımı efsunluyordu
Hem masum hem tutucu
Gül ve gece
Kuyu kalmadı bakılmadık
Her birinde bir parçası kaldı cananın
Her kuyuda yedi yıl oyalandı
Yedi yıl geç kaldı
Yedi başak yedi yılda yedi renk verdi
Gözümün nurusun, ağlama Yusuf’um
Çok evvelce kurdum ben bu ağıtları
Ağlamak bana.
Mısır’ın kadınlarından gelen haberler
Züleyha’ya ulaştı.
En son ulak Yusuf’tan geldi.
Ulağın, tüm şarlatanlığı ve biriktirmişliğiyle
uzun zamandır yolda olduğu aşikardı
Anlattı anlattı…
Züleyha, günahının farkına vardığı gün,
tenini acıtan giysilere bürünmüştü -okudunuz, bildiniz tüm masalları-
gözlerini kimse göremedi, kimse sesini duyamadı
İki fısıltı sadece; Ya Settâr! diyordu biri, diğeri Yusuf!
Züleyha’nın çatlamış dudakları “Yusuf” diyebildi bir kez daha
“Yusuf”u duyan ulak koynunda sakladığı emaneti,
karanlığın […]
“Yıkıldı saraylar,
kanlı gömleği sırtına alan herkes Yusuf’um dedi”
kan ne kadar masum, ne kadar temiz
gömleklerden yalan damlıyor,
ihanet, günah ve ateş
Yusuf, sen kuyularda
Sûretlere urba olmuş gömleklerin
Kara örtüler altında Züleyha’nın kalbi
Dağıldı, her sûreti sen sanmaktan
Seni andıran her gölgeye râm olmaktan
Yusuflar çok, “Yusuf” hiç yok Yusuf
Yusuf yok.
Züleyha bildi Yusuf
Yusuf bulunmazmış
Kalmalıymış kuyularda
Aramakmış en güzeli
Ufuklarda kahırlı kervanlar görünür
Geçer kentlerden kovulan yolcular,
Başları önlerinde
Ben düşü peçeli ceylan
Bulmak için izini kaçarken saraylardan
Ezildim ayakları altında bir süreğin
Sürüldüm her gün yeniden
Anıldı adım günahkârlar arasında
Kovuldum
Kara tövbelerim
Sığınağım harabeler
Harabeler kumdan Yusuf
Harabeler harabe
Az bile kalmadım Yusuf
Anlatıldım mı sana
Hayalin miydim
Kâbusun mu
Anlat bana
Döndün mü
Düşlerim nerede Yusuf
Yusuf Yusuf Yusuf
Yusuf
Döndün biliyorum
Gözlerimde gözlerini görüyorum
Ben buldum seni Yusuf
Gidiyorum
Çık kuyulardan
Tüm utancı yüklenip öyle çıkmıştım aramaya
Aldırmadan suçlanmalara, alaylanmalara
İnsanların tırnaklarından kaçmak için gittiğin ormanlar
karanlıklarını üzerine salıp alınca derinine
Çıkarıp tüm mücevherleri, kaba bir abayla
kara peçeler takındım
Biliyordum horlanacağımı hatta yadırgadım başlarda
Ama korkmadım, yürüdüm
Gideceğim yer yok, yol yok, azık yok, bilge yok
Tek varlığım kokun, buydu adresim
Uğradığım her gölgelik duyunca leylak kokularını
Saldı dallarını […]