İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi mesulünü bulmuştum: buna içimizdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizde şeytan yok, içimizde acz var, tembellik var, iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.

 

Sabahattin Ali

Terk Etme

12 Ocak 2010

Kışlık bir sessizlik değil bu dört mevsim.
Uyku apneye yakalandı. Dokunamıyorum hayata. Ne bu dergah mı? Ahh Yesevi… Ne iticidir yer altında hayat ve sen gören kalb iken bense terk edilme hali üzre gören kör.
Biliyorum muhatabı değilim DUHA’nın ama umutçusuyum” Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da ” kelamına bin hayranlık ve yorgunum. Gel demeyeceğin de aşikar Rabbim. ONUN rızası için terk etme.

Boşluk

05 Ocak 2010

bosluk.jpg
Şimdi teoriler ve pratikler üzerine söylevler kur
Karşında değil arkanda
gülüşmeler ve
rasyonel kararların duygulara tahakkümü
gelişsin.
Oysa hüzün de yavan mutluluk da
Bu ahenk için

Omuzladığın mucize
Korkuyla karışık boyun eğme ve itaat
Düşünmeden duramıyorum
Boşluğu içime sarkıtmalarına rağmen
“Boşluk sarkıttınız” dedim gülerek
Çünkü bu cümleyi bile emiyordu boşluk
Gülmeden önce
Gülüyordum sonra

Bu, dünyayı daha hızlı döndürüyor
Yaşananlar anıya dönüşmüyor
Tüm görüntüler ve gürültüler

“Bunun neresi üzücü” dedi
Sırıttı.

Böyle Ayrı Durmalıyız

23 Aralık 2009

kapi.jpg

Böyle ayrı durmalıyız,
Sen orada, ben burada,
Kapı azıcık aralık
Ki okyanuslar var,
Ve dua,
Ve o, soluk gıda,
Ümitsizlik!

Emiliy Dickinson

Kalbim Unutacağız Onu

20 Aralık 2009

Kalbim, unutacağız onu,
Bu gece, sen ve ben.
Ben ışığı unutayım,
Onun sıcaklığını sen.

Unuttuğun vakit, söyle bana,
Ola ki düşüncem donar.
Acele et, oyalanırken sen,
Hatırlayabilirim tekrar.

Emily Dickinson

Ben, kimdir?

16 Aralık 2009

“Ben bir başkasıdır, kendini keman olarak duyumsayan oduna yazık.”
A. Rimboud’nun bu ifadesi insan ile ben’i arasındaki kaygan ve sürekli yenilenmesi zorunlu ilişkinin olabilecek en şairane söylenişi geliyor bana. Sahiplenilmesi ve bir olmak halinde sabitlenilmesi zor olan ben’in hayat boyu biteviye inşa halinde oluşu, insanın “benliğiyle kendisi arasında kalan ıslak sınırı” kurutamamasını ve Heidegger’in tasnif ettiği şekilde ontolojik yaşayan insanlar için ben’den kaynaklı bir tekinsizliği beraberinde getiriyor. Ben’den söz etmenin güçlüğü buradan itibaren başlar; ben sürekli oluşum halinde ve tamamlanmamış bir şeyden söz etmek her durumda zordur. İnsan kim, ne ve nasıl olduğunu ancak öldüğünde, portresi tamamlandığında anlayabilecektir.
Devamını oku »

Son Hamle

06 Aralık 2009

Uzaklığına bakarak
Bir türlü çözemediğim bulmaca
Hiç okumamış gibi unuttum satırlarını
Soldan sağa beş harf kayıp, zorla kazınmış
Yordamsız yaşama cila
Ya da boy aynasındaki heybet mi
Bıcağı bileyen
değil

Yukarıdan aşağı eksik iki boşluk: Ah!
Soluk hırlıyor, çıkmıyor son nefes
Bıçağın ağzı yanlış yere dayanmış
kan bulaşmış elma kışırına
Boyun sıvanmıştır oysa
Bulmacada anahtar kelime
Son hamle.

Sanrı III-Hakikat

05 Aralık 2009

Şiir hakikat oldu.

Sanrı II-Hayal

03 Aralık 2009

sekizinci-kat.jpgHayır, niyetimde yok
Sekizinci kat
Sekizinci kat
Sekizinci kat
Anahtar
Merdiven boşluğu
Düşecek, dışarıda kalacağız
Alo! Alo! Neden susuyorsun?
Cevap ver, niyetimde yok.
Dışarıda kalacağız!

Ayak sesleri
Görünüyor muyum?
Görüyor musun?
Geçtin, sanki içimden
Görmüyorsun

Topuk sesleri
Gerekmese de saklanma ihtiyacı
Gelen aranmış
Gelmeyen kuytuda.
Sekizinci katı zemine paralel yapan duyguda.

Zaman III

24 Kasım 2009

palyaoai3.jpg 

Bu sözler, bu yakınmalar, bu küfür sitemler
İnandın mı
Yokluğunda güldüm dedim üstelik tiz kahkahayla
beyaz ayakkabılar giyindim
Koştum koştum

Taçlarla bezediler
Ellerimden tuttular, sana benziyorlardı
Buz kestiler
Ellerini kestiler

Hava güzel değildi, baktım ben
Perdeleri sonuna kadar çekerek üstelik
Kimse yoktu, ve bir sürü sürü vardı
Sis vardı, sana engeldi de sürüye neden değil
Sis vardı, su zannettim
Ya da billur
Çıktım
Eteklerimi topladım, parmak uçlarımla yürüdüm.