son.jpg

Kıpırdamadım
Omzumda battaniye
Yumuşak, sıcak
Ekim güzel bir aydı altı ay önce
Altı ay önce demişti
Bekle, Ekim’i bekle
İyi şeyler olması kesindir
Vardır bir bildiğim
Vardır bir bildiği
Bildiği kesindir.

Uzağın ölçüsü kaç adımdır
Kaç adım; beş, altı, yedi, bin, on bin
Bırak metre hesabını
Kaç adım
Dudakları sana benziyor diye uzaktan yüzüne daldığım adam
Kaç adım uzakta benden
Kokunu taşıyan adamla aramda kaç adımlık uzaklık vardı
Selinde sürüklendiğim insanlar
Adamlar ve kadınlar

Dostum günah diyordu
Ben içimden küfrediyordum
Kötü bildiklerini sevmeme o da küfrediyordu
Biliyordum
Dostum diyordum
Biz diyordum
Sen ve ben diyordum
Başkası yok diyordum
İyi başlayan Ekim’in iyi bitmediği kesindir.

LATOYA

08 Eylül 2011

latoya.jpg
Bu koca köhne panayırda
Bekleşen eskimiş kadınlar
Umut filizlerini kaldırın yukarıya
Nasılsa gelecektir sizin de sıranız
Anisha, Mira
İsmini bilmediklerim
Ve Latoya!
Senin sıran, onur ve gurur senin
Saygıyla eğilin önünde, haykırın
Latoya!
Kraliçemiz sen çok yaşa!

MİRA II

23 Ağustos 2011

Aldandık Mira
Sen, ben ve bütün kadınlar
Esasa ilişkin önermeleri yok saydık
Bal tadında yalanlar vardı
Abartılan
Seviniyor ve büyükleniyorduk
Kendimizi yüce sanıyorduk
Ve kalbimizi
Kandık Mira
Hala kanıyoruz

Seni en çok ben anlarım
Kapı önlerinde ağlayışlarını
Boş kalan ellerini
Keşke tutabilsem ellerinden Mira
Senin ve aldanan tüm kadınların
Ama kim günahsız ki
İsa’dan başka
İlk taşa kim uzanabilir

Uzun hikayeler düşünme Mira
Yarım kalıyor hepsi
Hayatlarımız gibi
Sürekli biten hayatlarımız
Güzel hayatlarımız gibi
Ha varmışız ha yokmuşuz

Acılar var Mira
Utanç acıları
Merhamet acıları
Vicdan acıları
Aşk acıları
Sonların acıları
Ve ölüm.

MİRA

12 Ağustos 2011

Yüzün güzelmiş, öyle gösterdi rüya
Işıl ışıl değil belki bir yıldız gibi
Ama güzel
Canlısını hiç görmedim
Soru sorar bakışlarını da sevdim
Yoksa sorgular mıydı
İlahi adalet demiştin yıllar önce
Hatırlamazsın
O adalet yerli yerinde

Seni sevebilirdim
Kafelerde aylaklık eder, ordan burdan konuşabilirdik
Birçok ortaklığımız olabilirdi
Belki de oldu
Aynı kitapları okuduk
Aynı adamları sevdik,
Kimbilir
Ya da olmasa da olurdu
Kaç ortaklık sürmüş ki.

Mira
Yıldızlar sönüyor, bitiyor gece
Rüyalar bitiyor
Biliyorum, sabaha sevmeyeceğim seni.

03 Temmuz 2011

saçların bir başka hayatta ne kadar anlamlı olurdu değil mi
birlikte yazardık bütün güzel şarkıların bütün güzel sözlerini

içinden hayat geçerdi: hayat dediysem başımın dönmesini tarif etmek için
başımın dönmesi: bir çocuk parkta salıncaktan aniden düşer gibi
yani demem şu ki: ben bu yalnız ağacı en çok senin altmış yaşına
sen altmış yaşında belki hayat azgını bir incecik kırılganlık olacaksın
çocukların olacak, şiirlerin, kitapların, söylediğin neşideler
uzak bir mutluluk hayal ederek
uzak bir mutluluk uzak bir sevmeler biçimi

yeniden başlayabilirsem şiire ve hayata
yedeğimde yarısı içilmemiş sigara
yedeğimde hiç bir zaman cesaret edilmemiş bir çılgınlık ormanı saklayacağım

bunu yapacağım ve Üsküdar – Harem arası bana şahitlik edecek
bana: talihsiz bir kaçkın olan, şiir yazan ve durmadan saçlarını düşünen

saçların bir başka hayatta ne kadar anlamlı olurdu değil mi?

….

İsmail Kılıçarslan

Yarımada

28 Haziran 2011

Biz kırıldık daha da kırılırız
Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü
Hırsız da bilmiyor çaldığını
Biz yeni bir hayatın acemileriyiz
Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor
Şiirimiz, aşkımız yeniden,
Son kötü günleri yaşıyoruz belki
İlk güzel günleri de yaşarız belki
Kekre bir şey var bu havada
Geçmişle gelecek arasında
Acıyla sevinç arasında
Öfkeyle bağış arasında

Biz kırıldık daha da kırılırız
Doğudan batıya bütün dünyada
Ama kardeşin kardeşe vurduğu hançer
İki ciğer arasında bağlantı kurar
Büyür, bir gün, zenginleşir orada
Çünkü Ali’yi dirilten iksir de saklı
Hasan’a sunulmuş ağuda,
Granitin de olur bir okyanus diriliği,
Nehirler daha uysal akar,
Bir çiçek nasıl açıyorsa kendiliğinden
Bir kuş nasıl uçuyorsa
Öyle sever, çalışır insan,
Kıraçlar çarptıkça dağlara
Gül göçürür şafağından
Doğanın altın şafağından
İnsanın altın şafağından
Tarihin altın şafağından
Biz kırıldık daha da kırılırız
Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.

Cemal Süreya

Ensedeki Bıçak

17 Haziran 2011

Doldur boş kalan yanlarımı sevgilim
Şikayet ettiğin kadar uzak değilim şimdi
Ve sen hiç olmadığın kadar yakınsın bana
aşikar oldu her şey, rahatım
Azarlanmadan
her gün, bıkmadan usanmadan gelebileceğim
O yerdesin.

Benim suça müteşebbis
Yardımlarını ise inkar edemem
Ensende bıçak gibi değilim artık
Yaşamaya engel

Susuşun iyilik
Kızışın iyilik
Gidişin iyilik
Yaşamın iyilik ölümün iyilik
Bunca iyilik neye karşılık.

HER AKŞAMKİ YOLUMDA

14 Haziran 2011

Her akşamki yoluma koyulmuş gidiyorum.
Her akşamdan vücudum bu akşam daha yorgun.
Öyle istiyorum ki bu akşam biraz sükûn,
Bir cami eşiğine yatıversem diyorum

-Rabbim, şuracıkta sen bari gözlerimi yum!
Sen, bana en son kalan, ben senin en son kulun;
Bu akşam, artık seni anmayan İstanbul’un
Bomboş bir camiinde uyumak istiyorum.

Sonsuz sessizliğini dinlemek istiyorum.
Bilirim ki taşlığın bir döşek kadar ılık,
Sana az daha yakın yaşamak için artık,
Rabbim, ben yalnız zeytin ve ekmek istiyorum

ZİYA OSMAN SABA

10 Haziran 2011

Bu ham dünyada zoraki bir söz gibi sevgim.
Sevsem sana yazık, sevmesem incinirsin.

Metin Altıok

Bencil Olmadan

07 Haziran 2011

İrşadınla eridim
Doğarak, yükselerek ve nihayet yıkılarak
Yaramaz bir sevdanın peşinde
Bencildim sana ve kendime
Sen de öyleydin hakkın var
en güzel devrinde tarihin
sevdim seni
en kötü devrinde tarihin
sevdim seni
acı gülüşlere tanıklık ederek
eridim

Başkalarını sevmeme izin verdiğinde nefret ettim senden
Sana ne kadar müteşekkirim bilemezsin!
Kedi yavrularından bıkıp insanları seveceğim, birini daha fazla
izinliyim ya
İşe yarar bir sevgi olacak eminim
sen içlerinde olmayınca
Kim bilebilir, ölçüsü nedir
Yararlı sevginin
Ve yaramaz sevginin
Böyle şeyler düşünemeyecek kadar iyimser olacağım

İnsanları seveceğim, birini daha fazla
bencil olmadan
“Sevmek sevdiğinin mutlu olduğunu görmektir” palavrasına inanarak
Tek amacım beni mutlu görmen olacak bundan sonra
İspatlayacağım beni sevdiğini.