Sanrı VI- Rüya

21 Aralık 2010

Uyuduğum yer duvarın dibiydi
Oradan gördüm
Kızları gördüm
Cıvıl cıvıldılar
Kiraz toplamıştı biri
Ne kadar da aydınlık yüzleri
Bense unutamadığımı unutmuştum
Neden uyuduğumu
Hangi rüyayı gördüğümü
Ve ahırın kapısını açmayı
Tam 61 gün olmuştu
Kefaret kadar uzun ve ağır

Atlar şaha kalkıyordu
Çözdüm yularlarını
Eyerleri indirdim
Koşun dedim
Yeryüzü sizin.

Serenad/ Yeniden

10 Aralık 2010

Yeni şeyler söylemeyeceğim
Diyeceğim ki: Mevlana yanılmıştır
Dün dünde kalmadı
Yeni şeyler söylememek lazım

Ayışığı

05 Aralık 2010

çok koşmuş ve yorulmuş olan bir aşkın ardından
tuzaktır adımı unutman
sen sarıp sarmalanarak kapına konan şefkati aldın
darmadağın ettin öte beri
kimsesiz ettin, yetim ettin
sen elleri ellerime yakışan
ölüm getirdin
yas getirdin

burada, İstanbul’dan uzakta
bulutlar hızla hızla yer değiştiriyor
gül rengine dönüyor gökyüzü ve yeryüzü
Peygamber kokuları yayılıyor etrafa
kuşlar cennet bahçesinde deveran ediyor
dönüyorlar dönüyorlar
Muhammed diyorlar
Yusuf diyorlar

yaslı kollarım açılıyor
yüzümde ki gülüşlere ayışığı vuruyor
sevdanın ağırlığı kalkıyor omuzlarımdan
dönmemek olası değil.

Anisha

02 Aralık 2010

Seni yazmak istemiyorum Anisha
Yazmazsam kayıtlarda geçmez adın
Seni unutabilirim
Seninle başa çıkabilirim
Ama kendimle ne başa çıkabilirim ne ayağa düşebilirim
Burası yeterince uzak değil Anisha, buradasın biliyorum
Dağlara çıkmalı, oyuklara girmeliyim
Örtmeliyim, örtmeliyim üstümü
Burada çok oyuk var Anisha
İçimde

Gülme Anisha
Senin de devrin geçti
Yusuflar, Cemâller, Hilaller gibi
Benimse adım yok
Sadece ellerim
Kısalan hırkamdan sarkan ellerim
Tutma ellerimi Anisha
Bir tek ellerim kaldı tutunacağım

İsmini isimlerden ayıran var Anisha
Adına şiirler yazanlar var Anisha
Uğruna canından geçenler var
Sen de vazgeç bir uğruna Anisha

Sanrı V-Kıyı

27 Kasım 2010

Küfürler arasında
anlaşılmaz sözlerle her şeye muhalefette şöhret vardır
insanlar nefret eder gözükür
kıskanırlar
bir türlü beceremedikleri anlaşılmaz farklılığı

Önemli sözler arasına sıkıştırılmış bir sevda değerlidir
İman taze, memleket emniyette olmalıdır
Sadece sevda çocukların oyuncağı
Erkek adamlara yakışmayacak cinsten

Ve dostum bunu söylememeliydin
Ne ben, ne sen, ne de o
Hiç kimse, hayatı heder etmeye değer değildir
Dememeliydin
Galileo haklı değildir yani
Dememeliydin
Havada yalan var
Dememeliydin

Haksızlık kendine yaptırılmış insan
Hangi tarihti Eylül müydü Ekim miydi
Neredeydik
Kötü bir balık kokusu vardı havada
Kıyıya vurmuş ölü balıklar, öldürülmüş
Deniz kıyısı
Sevda kıyısı
Betimizin benzimizin kıyısı
Kıyı kıyımı var
sevmezdik, neredeydik,
bir bütün değildik

bu teklikte
çakmağın avucumdaydı hala
avucumun teriyle
beyazları kararmış, çiçekleri solmuş
uğur böcekleri uçmuştu

ve zaman, onu suçlu bulduğumuzda çekti gitti
acı kaybımızdan sonra hava birkaç gün daha güneşli geçti
güneyde kar
hey gidi günler hey…

İnsanlar görüyorum., yangından kaçar gibi kaçıyorlar vazifeden. Önlerinde uçurum. Bir uçurum ki memleketimin insanları ile dolu., bir uçurum ki uçsuz bucaksız.. Uçurum değil, bir ejderin ağzı.
Devamını oku »

Hafif Şarkı

17 Kasım 2010

Arasan
Konuşsak
Kaybetme pahasına tekrar başlasak
Tanımlarla tanımlamalarla uğraşmasak
Tamir etsek kırıklarımızı

Tekrar gözlerine baksam
Ellerini tutsam

Gökyüzüne tekrar bakacağını
Sarı tarlaları özleyeceğini
Ne önemi var gideceğini bilmenin

Uygun Adım

25 Ekim 2010

Üç gündür temizim
Henüz başlamadı nöbetim
Hayat kolay geçecektir
Ve bir sevda böyle bitemedi derken
Züğürtlükle eleleydik
Dostlarımız –ki onları severiz onlar da bizi sever
Hayatın kolay geçeceğini onlar söylemişlerdir
Toprağımızı eşelememize yardım etmişler ve bizi cesaretlendirmişlerdir
Son görevimizi onlar yapacaklardır
İşleri çok kolay
Ağırlıklarımızı biz attık, taşınmamız kolay
Toprağımızı biz kazdık, gömülmemiz kolay
Haydi bakalım uygun adım geç kalmayınız
Dostlarımız.

Yeni Türküler II

14 Eylül 2010

Sandığımdan kısa sürdü
Biraz daha oyalanmak isterdim

Bu yokluktan gelen serinlik
Yolun başındaki dayanaksız cümleler ve kavak yelleri gibi
Nasihatleri dinlemeden uz gitmiştik hani
Döne dolana güle ağlaya
Çıkageldik yolun başına yeniden

Çirkin yanlarımıza alışkanlık karışmış yol boyunca
Kavga yok
Gürültü yok
Kırgınlık yok
Bağlılık yok
Sadakat yok
Yeni türkümüz bütünüyle özgürlük
Ve “anlıyorum”.

Birlikte yazıyoruz anlamsızlığımızı,
İpe sapa gelmez hislerimizden.
Parmak uçlarımızla başladığımız dansta
Elimiz ayağımız birbirine dolanıyor
“Bırakmıyorsun” “Tutmuyorsun” diyoruz suçlamalarla
Türkümüze ters düşüyoruz
Oyanlanmak isteğimiz
Ya da oyalamak korkuları
Gurur, gitmek, yalnızlık hepsi
Yalnızlıktan korkar
Biz onlardan korkarız
Hep tetikteyiz.

Yeni Türküler

03 Eylül 2010

Ellerim yeniden yoğurdu havayı
Fesleğenlere biraz dokunması yetti
Bir bahar saldı sana doğru
Ulaştı mı civarına, eteklerine
Ciddiye al yaprakları, gün doğumlarını ve batımlarını
Acele et, bahar bu, çok durmaz
Yaz gelirse havamız dağılır, hevesimiz kalmaz
Beni ciddiye al, bırak şımarıklığı
İçin de kıpırdasın biraz, tembelliği bırak
Ben gelmeyi de unuttum gitmeyi de
Çakılı kalakaldım
Bu baharı solumazsan seni de unuturum
Evet, tehdit ediyorum seni
Daha önce görmediğin en ağır silahlarla
Unuturum