Yusuf’a Mektuplar
MEKTUP XVII – Rüzgar karşısında bir yaprağın iradesiyle.
Yağmur yağıyor, sokak karanlık, oda karanlık. Annem giriyor içeri:
- Zaten asmalar karanlık yapıyor odayı, bari perdeleri çek.
Çekiyor…aydınlık giriyor içeri.
- İçimin kasavetine çekilen perdeleri de çeker misin anne? “Aydınlığım” nerede? Kızın, içinin uçurumlarında boğuluyor anne. Kızın suskunluğun pençesinde anne. Kızın hiçliğin koynunda anne.
Başkalarına bağımlı olmak güç. Özlenecek çok şey varsa da deniz kıyısı geliyor en çok insanın aklına. Öylece oturup uzun uzun bakmak. Konuşmuyorum, günlük belki birkaç kelime. Daha çok yazıyorum. Kağıtlara, defterlere, kitap kenarlarına. Sonra yırtıyorum tek tek. İnsan yanımın acılarının bulaşığı hepsi hepsi. Ellere nesi.
Kitaplara dadandım. Hiç ayırt etmeden, saçma sapan ne varsa her şeyi okuyorum. Kendimi meşgul etmenin bir yolu olmalı. Düşüncelerin içerisinde boğulmaktan kurtulmanın. Okuyorum, okuyorum, okuyorum… Yazık ki peşimi bırakmıyor kaçtıklarım. Okuduğum her kitaptan bir rol biçiyorlar bana. Son kitaptan payıma Clara düştü Yusuf. Yıllarca konuşmayan Clara. Çok güzel oynadım Clara’yı, hiç zorlanmadım. Sustu Clara. Sustum. Seslerin ağdalaştırdığı yorgunluğuma ilaç gibi geldi. Sus pusum Yusuf. Kimse duymuyor sesimi, günler mi, aylar mı, yıllar mı geçer. Geçer Yusuf geçer, neler neler geçer sesimin ortasından. Sadece gidişi olan bir tren, arkasından kapanan karanlığımı yara yara geçer.
Her ses suskunluğuma yara açar geçer.
Her uğrayan yüzümdeki vebayı görür, kaçar geçer.
Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer
Ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer
Gam karar eyleyemez hande-i hurrem de geçer
Devr-i şâdi de geçer, gussa-i matem de geçer
Gece gündüz yok olur, ân-ı dem adem de geçer
Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi
Çağlayan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli mi
İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi
Çevrilir dest-i kaderle bu şu’unun filimi
Ney susar, mey dökülür, gulgule-i Cem de geçer*
Neyzen inanmış mıydı acaba bu sözlerine Yusuf.
Izdırabın var mı sonu?
Bizlere teselli mi, yoksa tek kelime mi anlattığı?
Teselliler bana uzak Yusuf, teselliden beriyim.
Burada,
Bana hep susmak düştü.
Sustum Yusuf
Tutunmadan yaşamak mümkün mü Yusuf?
Toprağa tutunan yaşar mı Yusuf?
Düşmek istemedim, tutundum dalıma sıkıca
Şimdi,
Rüzgar karşısında teslimiyetle toprağa sarılan yaprağım Yusuf.
* Neyzen Tevfik