Yusuf’a Mektuplar
MEKTUP XV Bir taşın kızgınlığında kırıldı ayna.
Gördüğümün suretim olduğunu zannetmişim, oysa siretimmiş. Bir taşın kızgınlığında kırılınca ayna döküldü hayatımın parçaları bağrı yanık toprağa. Toprak yutarcasına çekti içine özsuyumu. Düşen yeniden yeşerir Yusuf, mutlaka yeşerir. Rû-yi zeminde yeşeremeyenler rûz-i mahşerde Asl’a ulaşamazlar.
Dedim: Susmayalım, söylemek aşkın hallerindendir.
Dedi: “…”
Dedim: Havadan sudan olsun ama olsun.
Dedi: “…”
Dedim: Susmak ağıt olur, ne olur, ne olur…
Dedi: “…”
Dedim: “…”
Düştüm toprağa. Asl’a niyaza niyazdır muradım şimdi.
Gül bahçesinde yalnız yeşerdim.
Beni yalnızlığımda bırakma Yusuf, salınır köklerim orada kalırım. “Beni iten tarafından çıkarılmazsam, çıkmak istemem yalnızlık kuyusundan”. Ben senim, sendenim. Çıkmam, çıkamam yetmez gücüm.
Kendime ne büyük bir paye biçmişim Yusuf. Züleyha demişim. Aşk demişim. Yandım demişim. Kanadım demişim.
Züleyha ki çıkardı atlası giydi abayı.
Züleyha ki sattı aşka aklını
Gururunu, nazını.
Züleyha ki eğdi başını.
Ben ki kimselerden bir kimse
Ben ki münekker bir nesneyim
Ben herkes
Ben kanaatsiz
Ben sabırsız
Nasıl taşır Züleyha’nın yükünü
Nasıl atar gururunu, nazını
Nasıl talib olur aşka küstahça
Anladım ermeden Bir’in nuruna rû-yi zeminde
Asla eremem Asl’a rûz-i mahşerde