.......

bütün bunların içinde

nedendir anlayamadığım

düşüncelerimin dağınıklığı

karışıklığım,

ve hep yarım kalmışlığım…

.

Kuralına göre oyunlarda yokum

Saymayın beni

Oynayabildiğiniz kadar

Ha bir fazla ha bir eksik.

Yusuf’a Mektuplar

XIV. MEKTUP/ Zenginlikten dilenciliğe.

Kaderin kırılgan yanı değdi Züleyha’ya. Elleri titredi.
Bir dilenci sesi işitti:

“Saçların tarümâr
Gözlerinde nem,
Ateşe benzerdin
Küle dönmüşsün.”*

Sıfır noktasına yaklaştırıyorsun beni Yusuf. “Evet, şimdi oldu” dediğim zamanlarımı kırıyor sonra darmadağın ediyorsun. Sen de mi kırılıyorsun, kırılıyor musun sen de. Kırılıyorsun da kadın nazından göremiyor muyum.
Biliyorsun Yusuf, kaleme yemin olsun ki biliyorsun, bilinmeyi biliyorsun. Bilinmenin aşikar edilmesinin hazzını biliyorsun.

Ellerimi de biliyor musun Yusuf, titreyen ellerimi, kanı çekilen damarlarımı. Karıncalar basan kollarımı. Yok gözyaşım, gözlerimdeki nem de kurudu. Rüzgarlı havanın tüm tozları top top oynaşıyorlar içinde.

Hayaller görüyorum Yusuf, doktor diyorlar, doktorlara götürün, vardır mutlak bir çaresi Kıpırdayamamışım, kalmışım öylece yolun ortasında sonra acil. Ve geceler geceler. Sabahı olmayan geceler. Uykulu geceler, uykusuz geceler.

Aşkın bana neler ettiğine bak Yusuf. Bu aşk mı dediler, olmaz , olamaz dediler, saplantıdır dediler. Çözemediler. Ben söylemedim, hiçbir şey söylemedim, seni söylemedim, içimi söylemedim, dışımı söylemedim, yemin olsun söylemedim Yusuf.

Görmedin beni böyle, bu en kötü halimde, titreyen ellerimi, tutamadığım göz yaşlarımı, gözlerime karalar inmesini, yıkılışımı, konuşmayışımı görmedin.

“Şimdi uzaklardasın
Gönül hicranla dolu”

Hicran Yusuf.
Hicran hissettiklerimin yanında ne de mutlu bir kelime.
Hicran, tatlı nağme.
Hicran, okunmuş mektup.
Hicran, yazılmış cevap.
Hicran bayram Yusuf.
Bendeki helal edilmemiş lokma.
Bendeki açık yaraya tuz biber.
Bendeki sekerat Yusuf.
Bendeki sekerat.

_______________
*Rıfat Erdoğan Ünver

Comments are closed.