Yusuf’a Mektuplar
XIII. MEKTUP
“Yusuf gelemez; Yusuf gelemez” sesleri çınlıyor kulaklarımda Yusuf.
“Yusuf gelemez” diyorlar, Yalan de Yusuf, yalan.
Yusuf!
Tüm kadınların acılarını yükleniyorum.
Seni isteyen tüm kadınların.
Her birini bir yanıma, kendimi diğer yanıma koyuyorum.
Tartıyorum arza doğru.
Hissedince arzın sıcaklığını kanımda, yükseliyorum arşa.
Tüm kadınların kıskançlığını yükleniyorum sonra.
Kadınların kıskançlığı binbir kollu heyula, gulyabani. Çekiyorlar seni kendilerine hırsla, ihtirasla, iştihayla. Kısalıyor kollarım, ulaşamıyorum.
Alnımı yere değdiriyorum, yok, yok! Çarpıyorum. Kaldırıyorum bir daha çarpıyorum. Cehennem gibi sıçrıyor kanım. Sınırımı öğretiyorum kendime. Nereyi geçmemem gerektiğini.
Dur! Diyorum, dur! Tam sınırdasın yok ötesi! Bil haddini.
Aksi halde zerrelere ayrılacaksın, bela değecek omuzlarına, insan kanına doyacak yer ve gök!
Yusuf olmak zor Yusuf. O yüzden Yusuflar çok, “Yusuf” yok.
Züleyha olmak daha da zor. Bilinmemek. Bilinmemeyi bilmek.
Tüm zenginliği, güzelliği pay etmek.Geçmek kendinden. Geçmek, geçip gitmek, yitmek.
O yüzden Züleyhalar çok “Züleyha” yok Yusuf, yok.
Karmakarışık her şey ve her yer. Medenî olmanın acısı ve zafiyeti içinde kayboluyor varlığın adı. Üstelik her şey karmakarışıkken bir o kadar biteviye. Kasıtla varedilmiş bir harmoni sanki. Oyalanmalık dönen dolaplar, çarpışan arabalar ve korku tüneli.
Hem bu kadar karmaşa hem bu kadar biteviyelik nasıl oluyor? Anlat Yusuf.
Yasak nerede başlar nerede biter?
Yaşamayı tarif et bana. Neden onunla olmuyor ve neden onsuz.
Bana seni tarif et. Bana yolunu tarif et.
Yokluğu yer.
Varlığı yücelt.
Nedenini söyle senin Yusufluğunun, benim Züleyhalığımın.
Söyle Yusuf neden yetmiyor nefes alışın
Neden gözler hep bir adım ötede
Neden mutluluğa kapalı kapılar
Neden hüzünlenecek bir şeyler bulunuyor mutlaka.
Neden “neden”?