.......

bütün bunların içinde

nedendir anlayamadığım

düşüncelerimin dağınıklığı

karışıklığım,

ve hep yarım kalmışlığım…

.

Kuralına göre oyunlarda yokum

Saymayın beni

Oynayabildiğiniz kadar

Ha bir fazla ha bir eksik.

Yusuf’a Mektuplar

-Mektup VII-

Bak Yusuf, bulunduğun yerden, sırtını dayadığın yerden bak, bakışlara bak, sana yananlara bak. Senden bir göz kırpış, bir ima bekliyor herkes. Bir benim yüz çevrilmekten korkan, bir benim yüzü kara. Bakınca uzaklardan gördüğün; o cansız, o solgun, o yorgun, o içi boş, o kalabalığı koruyan korkuluk benim.

Dikilmişim buraya, elimden bir şey gelmiyor Yusuf, sözümden, gözümden, ayaklarımdan, içimden bir şey gelmiyor. Doğrusu hiçbir şeyimden hiçbir şey gelmiyor. Oysa her şey gelip geçiyor benden. El geçiyor, ten geçiyor, gün geçiyor, “bir gün” geçiyor. “Bir gün”ün üzerinden günler geçiyor, yol geçiyor…

Korkuyor musun benden Yusuf, karalığım korkutuyor mu seni, solgunluğum, yorgunluğum. Bilmiyorsun Yusuf, hiçbir şey bilmiyorsun. İçimdeki kalabalığın zaptiyeliğini yapmanın zorluğunu bilmiyorsun, ayazda, karda, güneşte, nârda açıkta kalmanın solmadan olmayacağını bilmiyorsun.

Üzerime doğan aya neşideler gelen dilimi bilmiyorsun, içimde kurduğum, yıktığım ülkeleri bilmiyorsun, söylemenin bedelini bilmiyorsun, söyleyememenin bedelini bilmiyorsun.

Korkuluğum Yusuf, kendini korkutan, korkularını korkutan, kalabalığını korkutan, seni korkutan, baştan ayağa korkuluğum.

Sen Ey Süreyya, ne kadar yukarıdaysan ben o kadar aşağıda

Sen ne kadar güzelsen ben o kadar çirkin

Sen hep tam, ben hep nakıs

Altüstüm Yusuf darmadağınık, suçun kendisiyim, asayişim ellerinde

Bir söz yeter doğrulmama

Bir söz yeter yıkılmama

Bir bunu bil, başka bir şey de bilme.

Comments are closed.