Yusuf’a Mektuplar
-Mektup III-
Anların avuntularında.
“Bir anlık mutluluk. Koca bir insan ömrü içinde bu kadarı bile yetmez mi?”(1)
“Yoksa senle sadece bir anlık karşılaşma için mi yaratıldım”(2)
Hangi sebeple rastlamıştım sana. Her türlü ecza bir hikmet etrafında birleşmiş ve bir “an”a hadim olmuştu sanki. Yazılan olmalıydı, başka açıklaması yoktu çünkü. Bir kış günü “Ey!” ile gelmiştin yanıma. Uzun zaman oldu, çok uzun zaman da, şimdi gibi anımda.
Görünüşlerinde yakaladığım zamanlara kapattım kendimi Yusuf. Sensiz bir an bırakmadım.
Turgenyev’in o sözünü kabul ettim de, kimse bir anı zamanın her zerresine yaydığımı bilmedi. Bir şizofren edasıyla gördüm seni baktığım her yerde, gördüm gördüm, çakıldın gözlerime, kapamadım.
Seni tekrarlasam her gün, bin acı, tekrarlamasam bin acı. Neyi tercih edeyim Yusuf?
Ne ile avunayım? Kurduğum bulanık görüntülerle mi? Sensiz değilim mi diyeyim? Sensizim Yusuf…Yakup kadar sensiz, Züleyha kadar sensiz…Nelerle avunayım? Kuyuları mı kıskanayım? Mısır’ın kadınlarını mı?
Başı belli, sonu belli olan bir kitap olmalıydım, cildi sağlam, kütüphanede tek başına durabilecek kadar ağır ve nakışlı. Değilim, olamadım. Dağıldım seni bulduğum anın her zamanına, şirazem inceldi tutmuyor sayfalarımı Yusuf, darmadağınığım.“Canıma bir merhaba sundu ezelde çeşm-i yâr
Şöyle mest oldum ki gayrın merhabasın bilmedim”(3)Bana sunduğun o merhabadayım Yusuf, bir adım ötesine geçemedim. Gayrısı bana zül oldu perestiş edemedim. Dağılmış kendimi bırakıp geride yola revan oldum. Sana doğru her adım, başka bir şey bilemedim.
(1)Dostoyevski
(2)Turgenyev
(3)Ahmet Paşa…