Yusuf’a Mektuplar
MEKTUP XXII- Yatıştır kalbimi Yusuf!
Ben böyle saldırı görmedim. Bu ne dehşet bu ne acımasızlık Ya Rabbi! Her koldan geliyor müfrezeler. El, kol, bacak demiyorlar, insan demiyorlar, acımıyorlar. Sen benim düşmanlarımı bilmiyorsun Yusuf. Kaç kişi olduklarını, tutunmak için sana, neleri yitirdiğimi bilmiyorsun.
Yusuf görüyor musun olanları, Züleyha’yı görüyor musun?
Görmüyorsun Yusuf görmüyorsun
Züleyha dimdik gelenlere karşı
Züleyha tarif edilmez yaralarla
Züleyha kanlar için de el-ân Yusuf
Züleyha kanlar içinde
Yusuf nereye sığınayım, kuyularına mı? Duldam nerede?
Naçar kaldım dizinin dibinde
Açıkta kaldım
Sırtımı yunuyor çatılardan akan kar suları
Ama soğuktan değil tutulduğum bu lerze
Gözlerine bakmaktan korktuğumdan
Suçlusu değilsin
Al saçağına diyemem
Göze alamam kaçmayı da
Naçar kaldım dizinin dibinde
Bir nebzecik sabırdı gereken
Şeytanın toynakları değince omzuma
Aldandım
Hile karıştı son satışa
Yüzüm kara.
Sana gelebilmenin imkansızlığı içerisinde kıvranıyorum Yusuf. Yaralı ceylan misali nereye saldıracağını, ne yapacağını bilmeden çarpıyorum duvar köşe. Çarptım kuyularına Yusuf. Yaraladım seni. Yaralarımla yaraladım. Yaralandım.
Heyhat Yusuf heyhat, yaralandım
Yaraladımsa seni inançsızlığımdan değil Yusuf. Sakın bana bunu söyleme. İnancına zarar geldi deme, istersen kapat kapılarını, çıkma kuyularından, istersen çek git. Bilirsin benden sana yok yok. Ama bana inanmadın deme, bana güvenmedin deme sakın.
İbrahim Rabb’ine “Ya Rabbi göster yaratıcılığını” derken inanmamış mıydı? İnanmıştı Yusuf, ateşlere girecek kadar inanmıştı, ateşleri gül bahçesine çevirtecek kadar inanmıştı. “Ya Rab inanıyorum sana, her şeyine tereddütsüz, ama kalbim tam manasıyla yatışsın” demişti İbrahim. Kalbim yatışsın.
Yaralarım zor mu geldi Yusuf, gücendin mi, çekindin mi?
Kalbimi yatıştırmak ağır gelmesin sana Yusuf.
Aşk bunu ister.
Yatıştır kalbimi Yusuf!
Kolay değil Yusuf kadar Züleyha olmak da.